Kayıp Parola? Hesabınız yok mu? Kayıt olun
  • Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
Üye Menüsü
ANASAYFA arrow YAZARLAR arrow Selçuk Oktay arrow OPERASYON VE IRAK'IN KUZEYİ
OPERASYON VE IRAK'IN KUZEYİ PDF Yazdır E-Posta
Yazar Selçuk OKTAY   
13 03 2008

Alan Makovsky’nin, bir fırsatlar alanından çok bir risk coğrafyası olarak nitelendirdiği Türkiye’nin Ortadoğu coğrafyasına yönelik yaklaşımı, daha özele indirgenerek  Türk güvenlik çevrelerinin Irak’ın kuzeyine yönelik algılamalarını tanımlamak için de kullanılabilir. Bununla birlikte, bölgeden kaynaklanan ve Türkiye’ye yönelen tehdidin niteliğinin ne kadar doğru bir zeminde değerlendirilebildiği sorgulanması gereken bir konudur.

 

Terör örgütünün, Irak’a 2003’teki Amerikan müdahalesinin ardından, geçmişte olduğu gibi Irak’ın kuzeyini Türkiye’ye karşı bir geri cephe olarak kullanmaya başlaması ve faaliyetlerini yoğunlaştırması, Türk devletinin ve halkının dikkatini bu bölgeye çekmiştir. Artan terör eylemleri ve şehit cenazeleri kamuoyunda infiale varan boyutlarda tepkilere yol açarken, tezkere tartışmaları ve ertesinde bölgeye yönelik bir askeri müdahale beklentileri uzun süre gündemi meşgul etmiş, TSK’nin hava operasyonları ve son kara harekatı, konuyla ilgili tartışmaları farklı bir boyuta taşımıştır.

 

Kara operasyonun uzun bir döneme yayılacağına ve geniş bir hedefe yöneleceğine dair beklentilerin boşa çıkması ve çekilmenin Amerikalı yetkililerin harekatın kısa tutulmasına yönelik telkinlerinin hemen ardından gerçekleşmesi, kamuoyunda ve siyaset arenasında ciddi bir tatminsizlik yaratmıştır. 2003’ten sonra Irak coğrafyasında ABD ile ilişkilerinde sürekli geri adım atan, Süleymaniye ve Musul’da fiili saldırılara maruz kalan ve ciddi bir psikolojik yıkım yaşayan Türkiye’de kamuoyu, kara operasyonunun sonlandırılmasındaki olası Amerikan etkisiyle derin bir hayal kırıklığı içerisindedir. Genelkurmay Başkanlığı’nın operasyonun süresi ve hedefleri açısından amacına ulaştığına dair açıklamasına rağmen, basında yer alan haber ve yorumların, kamuoyunu yatıştırmaktan öte, halkta var olan endişeleri ve kızgınlığı arttırıcı nitelikte olması meseleyi daha karmaşık hale getirmiştir. Muhalefet partileri ile Genelkurmay arasındaki “ABD baskısı” polemiği dar çerçevede elde edilen askeri başarıyı gölgelerken, siyasi partilerin meseleye yaklaşımları ve devlet kurumları arasındaki uyumsuzluk, Irak’ın kuzeyi ile ilgili gelişmelerde Türk devlet yönetiminin yetersizliğini ve devlet aklının eksikliğini açıkça ortaya koymaktadır.

 

Irak ve Irak’ın kuzeyindeki gelişmeler değerlendirirken Türkiye’deki temel eğilim, bölgenin bir terör üssü haline gelmesinden dolayı PKK odaklı bir tehdit önceliği olarak belirmiş ve güvenlik politikaları bu çerçevede şekillendirilmiştir. Oysa Türkmenlerin varlığı, bölgedeki enerji kaynakları ve Kerkük’ün statüsü çerçevesinde sonuçlanacak olan Kürt devleti çalışmaları, salt terörle mücadeleden öte, bölgedeki siyasi yapılanmayı ve güvenlik yapılanmasını yeni bir zemine taşıyacak stratejileri ve güç projeksiyonunu gerekli kılmaktadır.

Bu çerçevede Türkiye’ye yönelen temel tehdidin PKK değil; PKK’yı da hedefleriyle eşgüdüm içerisinde kullanan ve bağımsız bir Kürdistan hedefiyle hareket eden Barzani ve partisi olduğu kabulüyle KDP’nin tasfiyesi ya da etkisinin minimize edilmesi, Irak’ın kuzeyindeki çözüm arayışlarında temel parametre olarak düşünülebilir. PKK odaklı bir mücadele anlayışından sıyrılarak bölgenin sosyal, siyasal, ekonomik, askeri, kültürel dönüşümüne yönelik daha kapsamlı bir yaklaşımın geliştirilmesi, hem PKK terörü ile mücadelede daha kalıcı sonuçlar sağlayacak, hem de uzun vadede güvenliğimiz ve bekamız ile ilgili öncelik sahibi bir coğrafyada inisiyatifi ele geçirmemize yardımcı olacaktır.

 

Terörle savaşımı ve Irak’ın kuzeyindeki yapılanmayı bir bütün olarak düşünme; mücadelenin alt yapısını, milli güvenlik politikalarını bu mantıkla oluşturma ve yeni bir vizyon çerçevesinde askeri önlemler kadar yumuşak güç unsurlarının da kullanıldığı bir sürece duyulan ihtiyaç ortadadır. Böylesi bir süreçte, Irak denkleminde ortaya çıkan tehditlerin PKK’yı aşan bir niteliğe sahip olduğu değerlendirmesinden hareket ederek, Birleşik Devletler ile ilişkilerde bir kriz ortamının, doğru yönetilebildiği takdirde Türkiye’nin menfaatlerine olduğunu söyleyebiliriz. Esasen geçtiğimiz aylarda kara kuvvetleri komutanı Orgeneral İlker Başbuğ’un Türkiye’nin Irak’ta ABD için maliyetleri arttırabilecek güce sahip olduğunu vurgulayan açıklamaları, TSK’nın komuta kademesinin algısında Irak’taki gelişmeleri ve ABD ile olası çatışmalarda Genelkurmay’ın duruşunu göstermesi açısından bir ölçüt olarak değerlendirilebilir.

Son hava operasyonlarında ve kara operasyonlarının icrasında, istihbarat düzeyinde reddedilmeyen Amerikan desteği düşünüldüğünde, Irak’ın kuzeyine ya da daha geniş bir alana yönelecek güç projeksiyonlarında etkinliğini geliştirmek isteyen Türkiye, askeri teknolojilerde ve istihbarat yapılanmasında, daha ileri bir düzeye ulaşmalıdır. Bunun yanı sıra, terörle mücadelesinde bugüne kadar Türk siyasetinde umduğu siyasi projeleri bulamayanGenelkurmay’ın, en azından kısa vadede, bu mücadelesinde yalnızlığının devam edeceği görülmektedir. Bu noktada TSK, kendisine karşı yürütülen psikolojik operasyonlara karşı daha etkili bir yaklaşım geliştirmeli, kurumsal düzeyde kapsamlı bir çalışmanın içerisinde olmalı, özellikle medya ile etkileşiminde ve gündemin belirlenmesinde yaygın bir iletişim ağı geliştirmelidir.  


Favori olarak ekle (33) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 850

  Yorumlar (1)
 1 Yazan Hakan Kurnaz, 28-06-2008 23:26
bence TSK psikolojik operasyonlar konusunda çok zayıf kalıyor 
şimdi bir de ne idüğü belirsiz bir taraf gazetesi peyda oldu yalan yanlış haberlerle ortalığı karıştırıyor genelkurmay da bunları muhattap alarak basın açıklamaları yapıyor

Yorum yaz
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
  • 'Gönder' düğmesine basmadan önce yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
  • Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
İsim:
E-posta:
BBCode:Web AddressEmail AddressBold TextItalic TextUnderlined TextQuoteCodeOpen ListList ItemClose List
Yorum:

Güvenlik kodu:* Code
Ek yorumlar konusunda bana e-posta aracılığı ile ulaşılmasını istiyorum.

Son Güncelleme ( 13 03 2008 )
 
Advertisement

ETKİNLİK TAKVİMİ

« < Ocak 2009 > »
P S Ç P C C P
29 30 31 1 2 3 4
5 6 7 8 9 10 11
12 13 14 15 16 17 18
19 20 21 22 23 24 25
26 27 28 29 30 31 1

Fotoğraflar


odtu18

Son Yorumlar

Türk-Japon İletişim Topluluğu ...
iletişim kurabileceğim bir numara alabilme imkanım varmı?mai...
29/12/08 17:25
Devamını oku
Yorumlayan ebubekir sorgun

PERUK OMZA!
insanların düşüncelerini değiştirmek gerçekten çok zor..bu ...
28/12/08 14:59
Devamını oku
Yorumlayan ayşe

PERUK OMZA!
insanlara birseyleri kabul ettirmek kadar zor birşey yok bu ...
28/12/08 14:37
Devamını oku
Yorumlayan Ayşe

ODTÜ 23 EKİM YÜRÜYÜŞ ÜNDEN ODT...
Pkk karşıtı eylem adı altında şoven duyguları kabartan herke...
28/12/08 00:54
Devamını oku
Yorumlayan Marksist Fikir Topluluğu sempa

İSTATİSTİK

157 kayıtlı üye
0 bugün
0 dün
0 bu hafta
0 bu ay
En son üye: melmac offline

SİTEDEKİLER

Çevrimiçi Üye Yok
Merhaba Hoşgeldiniz

Erdoğan'a İTÜ'de protesto

Sponsor Reklamlar

Günün Sözü

Yunan serpuşu olan fesi giymek uygun olur da, şapkayı giymek neden olmaz? Ve yine onlara, bütün millete hatırlatmak isterim ki, Bizans papazlarının ve Yahudi hahamlarının özel elbisesi olan cübbeyi ne vakit, ne için ve nasıl giydiler?
Kemal Atatürk - 1925