Kayıp Parola? Hesabınız yok mu? Kayıt olun
  • Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
Üye Menüsü
ANASAYFA arrow YAZARLAR arrow Furkan Keleştimur arrow Milliyetçilik, Demokrasi ve Ahlak
Milliyetçilik, Demokrasi ve Ahlak PDF Yazdır E-Posta
Yazar Furkan Keleştimur   
28 03 2008

      
 
         Milliyetçilik nedir? En kısa ifade ile milletini sevmek ve vatandaşı olduğu ülkenin refah seviyesini artırmak için çalışmaktır. Bir ülkede yaşayan vatandaşların çok büyük bir bölümü milletini sever ve ülkesinin refah seviyesinin artmasını ister ve bunun için çalışır. Bu duruma göre vatandaşların büyük bir bölümünü milliyetçi olarak nitelendirmek yanlış olmaz. Milliyetçilik,  fakat nasıl bir milliyetçilik?
        
         Son günlerde, değişen dünya şartlarına göre milliyetçi düşünürlerin üzerinde durduğu bir kavramı sizlerle paylaşmak istiyorum ve kişisel penceremden bu kavramdan ne anladığımı ifade etmek istiyorum. Demokratik - Milliyetçilik, milletini sevmek ve ülkesinin refah seviyesini artırmak gayesi gütmenin yanı sıra bireyi merkeze yerleştiren ve ülkenin bireyden aileye, aileden topluma, toplumdan devlete topkeyün bir kalkınma esasına dayanan milliyetçilik  anlayışıdır. Birey merkezli olan bu milliyetçilik anlayışının iki temel prensibi olmalıdır. 
        
         Birinci prensibimiz ahlak prensibidir. Bir toplumda insanların birbirlerini incitmeden birbirlerine zarar vermeyecek şekilde hareketlerini tanzim etmelerini sağlayan kuralların toplamı ahlakı meydana getirir. Gençleri alkole, uyuşturucuya bağımlı olmuş, fuhşiyatın, kumarın yaygın olduğu, yalanın, rüşvetin, yolsuzluğun kol gezdiği bir toplumda ahlak çökmüş demektir. Bu tür toplumlar kültür emperyalizmine karşı dirençlerini de yitirmiş ve tarih sahnesinden silinmeye yüz tutmuş toplumlardır. Ahlakı çökmüş birey ve toplum mutlu olamaz, böyle bir toplum kalkınamaz, böyle bir toplum yüksek düşünceler, kutsal inançlar uğruna fedakarlık ve feragat gösteremez. Bunun sonucunda ise bireyden aileye, aileden topluma, toplumdan da devlete çöküş ve gerileme kaçınılmaz olur. Bunun için Demokratik-Milliyetçilik anlayışının 1. dayanağı olarak Ahlakı işaret etmek istedim. Ahlaklı bir toplum sağlanamadıkça, toplumumuzun kalkınması ve toplum içerisindeki haksızlıkların önlenmesi, kişilerin ve toplumun mutluluğunun sağlanması mümkün olmaz. Ahlak derken her şeyden önce milletimizin dini olan İslam inançlarını ve evrensel değerleri bunun başlıca kaynağı olarak almalıyız.
 
         İkinci prensibimiz demokrasidir ve doğru bir milliyetçilik anlayışında vazgeçilmez unsurlardan biridir. Bir başka şekilde ifade etmek istersek milliyetçi olduğunu dile getiren birisinin demokrasiye inanması şarttır. Uğruna çalıştığını ve karşılıksız sevdiğini iddia ettiği ve mensubu olduğu milletinin kendi kendini yönetme iradesine karşı gelmek hiçbir şekilde milliyetçilik anlayışı ile bağdaşmaz aksine büyük bir çelişki ifade eder. Milliyetçiler, Millet egemenliğinin sembolü olan ‘Demokratik Milliyetçiliği’, devletin ve devlet kuruluşlarının hakim felsefesi yapmak için mücadele etmelidir, toplumuna saygı duymayan, onun demokratik, hızlı kalkınma fikrine inanmayan ideolojilere karşı durmalıdır. Bu münasebetle, insanlığı ebedi kölelik ve esaret zincirleriyle bağlamak isteyen komünizme, onun takma adı olan sosyalizme, sahte sosyal demokrasilere inanmıyoruz. Sosyalizmin, insanları mutlu, milletleri özgür yaptığı, toplumları kalkındırdığı görülmemiştir. Sosyalizmin demokrasiyle bağdaşması mümkün değildir. Çünkü demokrasi, tartışma, muhalefet ve çok partili rejime dayanır. Oysa sosyalizm, sahte bir işçi sınıfçılığı uğruna, muhalefeti ezmeyi, tek parti düzenini getirmeyi, ülkeyi komünist partisi üyelerinin çiftliği yapmayı amaçlar. Dünyada hem sosyalist, hem de demokratik bir ülke görülmemiştir. Bütün bunlara karşılık demokratik-milliyetçiliği Ülkemiz için bir çıkış yolu olarak görüyorum. Milliyeçiler, . MİLLİ DEVLET - GÜÇLÜ İKTİDAR ilkesine uygun olarak, köylümüzü, işçimizi, esnafımızı, memur ve işverenimizi, milli menfaatler etrafında bütünleştirmelidir. .
        
         Milletlerin kuvvet kaynağını teşkil eden toplumları kalkındıran unsurları, yüksek ahlaki değerler ve demokratik-milliyetçilik olarak göstermek mümkündür. Ülkemizin hedeflenen muasır medeniyetlerinde üzerine çıkarma ülküsü ancak kalbinde iman, kafasında ilim sahibi olan yüksek ahlaka sahip kişiler tarafından başarılabilir. Bunun yanı sıra kesintiye uğramamış bir demokrasi de ülkemizin kalkınması için vazgeçilmez unsurlardan biridir.

         Devlet yönetiminde bulunanların, toplumumuzun genel ahlakını korumak için acil bir eylem planı hazırlaması muhakkaktır. Zira, ülkemizde yadsınamaz bir ahlaki yozlaşma vardır. Televizyonlarda oynatılan dizilerin büyük bölümü, pop-star türü yarışmalar, magazin programları hiçbir şekilde toplumumuzun genel ahlakı ile bağdaşmamaktadır. İktidarı elinde bulunduranların radikal kararlarla, bu tür yayınlara son vermeleri gerekmektedir. Bunun yanı sıra demokrasimizin daha da güçlendirilmesi gerekmektedir. Bu doğrultu da ilk olarak %10 ülke barajı yetkililer tarafından gözden geçirilmeli ve bu rakam %5-6  ya çekilmelidir. Millet egemenliğinin sembolü olan T.B.M.M nin üzerinde hiçbir kurum olmamalıdır. Silahlı kuvvetlerimiz siyasete müdahale etmemelidir. Devletimizde Kurumlararası mutabak  bir an önce sağlanmalıdır.

         Ülkemiz, küreselleşen dünyada, kültür emperyalizminin had safaya ulaştığı bir coğrafya da bulmaktadır. Bu coğrafyada ayakta kalabilmek, emperyalizmin çarklarına girmemek için, milli değerlerimizi korumamız ve milli kültürümüze sımsıkı sarılmamız gerekmektedir. Emperyalizme karşı direnişin en kutsal kalesi Milliyetçiliktir. Milliyetçiliğimizi, sağlam bir demokrasi anlayışı ile bütünleştirdiğimiz ve Toplumumuzu yüksek bir ahlak anlayışı ile donattığımız zaman  Bireyden- aileye, aileden-topluma, toplumdan- devlete, topyekün kalkınmayı gerçekleştirebiliriz.
 
 


Favori olarak ekle (27) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 903

  Yorumlar (7)
 1 Yazan Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin. , 29-03-2008 00:41
Öncelikle Sayın Furkan Keleştimur'a bu güzel yazısı dolayısıyla teşekkürü borç bilirim... Sanırım fikirlerin zenginleşmesi ve doğrulara ulaşılması açısından da eleştirilere kulaklarını tıkamayacaktır...  
 
Yazı genel hatlarıyla kabul edilebilir ve doğrudur. Ancak; belki de yer yokluğundan yeteri kadar açıklanamamış bazı fikirlerin dallanması için farklı bir bakış açısı getirmek elzemdir... 
 
Demokratik-milliyetçilik kavramını -bu kavramın fikir babası her kimse çok önemli değil- kullanmak milliyetçiliği doğru anlatamamaktan kaynaklanmaktadır. Türk Milleti; ismine milliyetçilik denmese bile -Osmanlı'da dahil- milliyetçi olmuştur. Bunun emarelerini Türk Medeniyeti'nde ve kültür öğelerinde net olarak görebiliriz... O halde; milliyetçiliği yanlış anlatan, ırkçılık ve faşizm suçlamasıyla milliyetçiliğe saldıran gafillere cevaben üretilen demokratik-milliyetçilik kavramını sorgulayabiliriz. Şöyle ki; cumhuriyetten önce benimsenen milliyetçilik yanlış mıdır? Eğer böyle bir iddiada bulunabiliyor ve milliyetçiliği I. Tanzimat ile başlatıyorsak tezimiz doğrudur... Ancak Türk Milliyetçiliği'ni binlerce yıl öncesine dayandıracaksak tezimiz yanlışlanmış olur.  
 
Ulus-devletlerin ortaya çıkmasıyla modern toplumlardaki demokratik eğilimler neticesi elbetteki milliyetçiliğimiz şekillenmiştir. Milliyetçilik bir his olduğuna göre çağın kabul gören yönetim biçimlerine kendisini adapte edecektir. Ancak; bu demek değildir ki, hanedanlıkla yönetilen bir toplumda -geçmiş çağların yönetim biçimlerine istinaden- milliyetçilik tam manasıyla yoktur.  
 
Miliyetçiliğin her zaman devlet için değil toplum için olduğu unutulmamalıdır. Milliyetçiliğin milletini sevmek kadar basit tanımının altında yatan milletinin çıkarını düşünmek fikri yanında çağın yönetim biçimi cumhuriyette ve onun yönetim aracı demokraside zaten demokrasiyi barındırdığı unutulmamalıdır... Demokratik-milliyetçilik tanımı, milliyetçileri kötüleyen ve suçlayan gayr-ı millilere cevap vermekten ziyade fırsat verebileceği akıllardan çıkarılmamalıdır... 
 
Sürç-i lisan ettiysek affola... 
Tekrar teşekkürlerimi iletir ve saygılar sunarım...
 2 Yazan Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin. , 29-03-2008 17:53
Şunu da belirtmekte fayda olduğunu düşünüyorum. Bu kavramı (demokratik-milliyetçilik) lügatımıza kazandıran kişi Yusuf Akçura'dır. Türk Milliyetçiliği'nin büyük isimlerinden olmasına rağmen -Ziya Gökalp gibi- eleştirilemez değildir... 
 
Yanlış anlaşılmalara mahal verilmemesi ümidiyle...
 3 Yazan mehmet ali, 30-03-2008 09:58
bazılarının çarpık demokrasi anlayışı milletimizi özellikle gençlerimizi ahlaki yozlaşmaya götüren medya unsurlarının yasaklanmasına engel olmaktadır.
 4 Yazan Tugrul Aksoy, 01-04-2008 22:46
Günümüzde en büyük problemlerden biri olan ahlâk çöküntüsüne değindiği ve gerçek milliyetçiliği fevkalâde tanımladığı için Furkan ağabeyime teşekkür ediyorum
 5 Yazan Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin. , 12-04-2008 00:07
Abi her şey için teşekkürler. Gerçekler anlattığın kadar açık,anlamayanlar anlamayacak kadar sapık. Güneşli günler yakın,Allah tanık. Saygılarımla
 6 Yazan M.İlhan Şahin, 21-04-2008 01:03
Herşeyden önce "demokrasi" kavramının özelde ülkemizde, genelde ise kaos ortamında sömürülmek istenen tüm ülkelerde psikolojik savaşın en önemli silahlarından biri haline geldiğini unutmamak gerekir. Bize dayatılan "demokrasi" bir tür anarşiden ibaretken, batılıların ve küresel diktatörlerin kendi ülkelerinde demokrasiyi bizde görmek istediklerinden çok daha sınırlı ve dar bir çerçevede tuttuklarını ve mevcut nizamı güçlendirir tarzda uyguladıklarını hatırlamakta fayda var. Bugün milliyetçiler olarak bizlerin demokrasi denen muallak mefhuma sarılmaktan çok demokrasinin özü varsayılan "insan sevgisi" ve "kul hakkı" düsturlarını daha da güçlü sahiplenmemiz gerektiğini düşünüyorum. Yine de bu mevzu ve ortaya atılan görüşler elbette bir kaç cümle ile tartışılamayacak derinlikte ve kıymettedir. 
Yazar Furkan kardeşim zihnine ve gönlüne sağlık...
 7 Yazan İTÜ'den sevgilerle, 21-07-2008 20:22
Furkan Arkadaşı tebrik ederim.. Daha sık yazması temennisi ile.

Yorum yaz
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
  • 'Gönder' düğmesine basmadan önce yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
  • Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
İsim:
E-posta:
BBCode:Web AddressEmail AddressBold TextItalic TextUnderlined TextQuoteCodeOpen ListList ItemClose List
Yorum:

Güvenlik kodu:* Code
Ek yorumlar konusunda bana e-posta aracılığı ile ulaşılmasını istiyorum.

 
Advertisement

ETKİNLİK TAKVİMİ

« < Ocak 2009 > »
P S Ç P C C P
29 30 31 1 2 3 4
5 6 7 8 9 10 11
12 13 14 15 16 17 18
19 20 21 22 23 24 25
26 27 28 29 30 31 1

Fotoğraflar


İşte ODTÜ

Son Yorumlar

Türk-Japon İletişim Topluluğu ...
iletişim kurabileceğim bir numara alabilme imkanım varmı?mai...
29/12/08 17:25
Devamını oku
Yorumlayan ebubekir sorgun

PERUK OMZA!
insanların düşüncelerini değiştirmek gerçekten çok zor..bu ...
28/12/08 14:59
Devamını oku
Yorumlayan ayşe

PERUK OMZA!
insanlara birseyleri kabul ettirmek kadar zor birşey yok bu ...
28/12/08 14:37
Devamını oku
Yorumlayan Ayşe

ODTÜ 23 EKİM YÜRÜYÜŞ ÜNDEN ODT...
Pkk karşıtı eylem adı altında şoven duyguları kabartan herke...
28/12/08 00:54
Devamını oku
Yorumlayan Marksist Fikir Topluluğu sempa

İSTATİSTİK

157 kayıtlı üye
0 bugün
0 dün
0 bu hafta
0 bu ay
En son üye: melmac offline

SİTEDEKİLER

Çevrimiçi Üye Yok
Merhaba Hoşgeldiniz

Erdoğan'a İTÜ'de protesto

Sponsor Reklamlar

Günün Sözü

Yunan serpuşu olan fesi giymek uygun olur da, şapkayı giymek neden olmaz? Ve yine onlara, bütün millete hatırlatmak isterim ki, Bizans papazlarının ve Yahudi hahamlarının özel elbisesi olan cübbeyi ne vakit, ne için ve nasıl giydiler?
Kemal Atatürk - 1925