Kayıp Parola? Hesabınız yok mu? Kayıt olun
  • Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
Üye Menüsü
ANASAYFA arrow YAZARLAR arrow Fevzi Fırat Gözüyeşil arrow DEVRİMCİLİK VE DEVRİMCİLER
DEVRİMCİLİK VE DEVRİMCİLER PDF Yazdır E-Posta
Yazar Fevzi Fırat Gözüyeşil   
31 08 2008

12 Eylül 1980 öncesinde, iki büyük gençlik hareketinin mücadelesi söz konusuydu.

              Bu hareketlerden birisi, büyük çoğunluğunu Anadolu’nun köylü çocuklarının oluşturduğu, inançlı ve milliyetçi gençleden oluşan Ülkücü Hareket. Diğeri ise, her ne kadar Sovyet Rusya ya da diğer sosyalist ülkelerde olduğu gibi bir siyasal program olarak kendini ifade etmeyi başaramasa da , romantizm kaynaklı kuru bir şiddet hareketi olarak gençlik üzerinde etkili olan enternasyonal komünist ideolojiydi.

              12 Eylül sonrası, Ülkücü Hareket ve mensupları ciddi sıkıntılar yaşadı. Bazı dava arkadaşları, merkez sağ partilere katılarak Türk siyasetine hizmet vermeye devam etti. Alparslan TÜRKEŞ’in tekrar siyaset hayatına dönmesi ile birlikte ancak 90 ‘lı yıllar ve devamında toparlanabilmiştir. Özellikle 90’lı yılların ikinci çeyreğinde, iktidar olmamasına karşın, terörle mücadele konusunda Ülkücülerin ortaya koyduğu yöntem ve yaklaşımlar büyük ölçüde başarılı olmuştur. Türkeş Bey’in vefatı ile birlikte, hareketin başına geçen Devlet Bahçeli ise, Ülkücüler’i iktidara taşımış, kesintili bir dönem olsa da şu anda MHP TBMM’de temsil edilmektedir ve artık kendini Türk Siyasetinde kabul ettirmiştir, iktidar alternatifi olarak ortaya çıkmaktadır.

             12 Eylül’ün darbesini yiyen diğer siyasal akım olan, enternasyonal komünizm ya da devrimcilik ya da sosyalizm ise 12 Eylül’den sonra toparlanamamıştır.

             1980 öncesi mücadelede yer alan kimi komünistler, liberalizm ve sermaye ile işbirliğine giderek birer iş adamı olmuşlardır. Kimileri, muhtelif semtlerde saçı sakalı birbirine karıştırarak Che kolyesi ve posterleri ticareti yapmak suretiyle genç enternasyonallere tecrübelerini aktarmaktadırlar. Diğer bir grup ise, Milletler hayatında tek gerçek unsurun milliyetçilik olduğunu kabul ederek ulusalcı olmuşlardır ve nispeten toplum nazarında kabul görmüşlerdir. Fakat ciddi bir grup ise, tabiri caizse Devlet’in gazabından PKK’nın şefaatine sığınarak etnik ayrılıkçı akımlarla beraber hareket etmeye başlamıştır.  

              12 Eylül öncesi komünist hareketin bu parçalanma ve diğer siyasal görüşlere kanalize olmasının çeşitli psikolojik nedenleri olabilir. Örneğin, Ülkücüler için 12 Eylül atmosferinde idam edilen Mustafa Pehlivanoğlu, Selçuk Duracık, Halil Esendağ gibi dava ağabeylerinin hatıraları fevkalade önemlidir. Ve ülkücü gençlerin büyük çoğunluğu bu ağabeyleri gibi davaları uğruna pek çok şeyi göze alabilecek kararlılıktadır. Ancak enternasyonal komünist hareketlerde durum belki de farklılaşıyor. Deniz Gezmişler, Yusuflar, Hüseyinler, günümüz Devrimci olduğunu iddia eden gençliğin dilinden düşürmediği totemlerin yaşadığı hayatlar; bugünün gençliğine pek de yaşanabilir gelmemektedir. Bugün Devrimci olduğunu iddia eden bir Gezmiş hayranı gencin, Deniz Gezmiş’e en çok yaklaşabileceği nokta çarşı pazarda dilbilgisi ve anlatım tarzı açısından zayıf bir metnin alışverişe gelmiş insanlara dağıtılması olacaktır.

              12 Eylül sonrası Devrimci hareketin içinde bulunduğu bu durumun temel sebeplerinden biri, hareketin dayandığı manevi ve psikolojik temellerin  zayıflığı ile açıklanabilir. Devrim için ölmek ve mücadele etmenin kutsallığı, her ne kadar söylem bazında karşımıza ara sıra çıkıyor olsa da, bu talihsizliği yaşayan Gezmişlerin, Yusufların yerinde herhalde hiçbir devrimci olmak istemez.  

           İşte devrimcilik ve 80 öncesi komünizminin magazinleşmesi sürecini de yukarıdaki değerlendirmeler ışığında ele alabiliriz.  

           TV dizileri, kitaplar, şiirler, şarkılar ile sürekli göz önümüzde olan ve hatıraları canlanan, ve bu şekilde efsaneleştirilerek gençliğin tüketimine sunulan 80 öncesinin devrimcileri gençliğe neden bu kadar çekici gelmektedir ?

             Burada  kimlik ve aidiyet kavramlarına değinmek gerekir.

            Aidiyet, insanın kendisini ifade ettiği bir toplumsal kavramdır. Türklük, Müslümanlık, Ülkücülük vs. birer aidiyettir. Ancak devrimcilik bir aidiyet değildir, yine aynı şekilde sosyal demokrasi de bir aidiyetlik ifade etmez. Çünkü aidiyetin, bir takım tarihsel ve sosyolojik argümanları olması gerekir. Devrimcilik kavramı, bu gelişmeyi tamamlayabilecek süreçleri yaşamamıştır. Bu nedenle sadece bir kimlik olarak günümüzde yer bulmaktadır. Ve bu kimlik, yapay, tüketilebilen, ticari bir kimlik olarak karşımıza çıkmaktadır. Üç beş tane zavallı gencin hatırası üzerinden birilerinin köşeyi dönme olayıdır bu.  

           Devrimci edebiyat ve ideolojinin (!) genlere çekici gelmesinin sebeplerini incelemeye devam edelim.          

           Devrimcilik günümüzde, gençlikten ve insanlardan bir şey beklememektedir ve bir şey vaat etmemektedir. Ne demek istediğimizi açıklayalım. Bugün devrimcilik ve birlikte açıklanan komünizmin bir siyasal program olarak geçerliliği yoktur. Bu programı savunan bir siyasi parti ya da ciddi bir sivil toplum örgütü de yoktur. Birilerinin ‘’biz varız’’ dediğini duyar gibi olsam da, Türkiye’de görme engellilerin parti kurması halinde asgari %7 oy alacaklarını göz önünde bulundurursak, siyasal gerçekliğin onların aslında var olmadığını gösterdiğini belirtebiliriz.  

             Böyle bir örgütlenme ya da siyasal programın olmayışı, elbette ki beraberinde iktidar olma şansının olmayışını da getirecektir. İktidar olmak gibi bir amacı olmayan bu akım, şüphesiz ki yandaşlarından bu noktada bir beklenti içinde olmayacaktır. Yine aynı şekilde, bu akımın bir gelecek tasarımı olmayışı da, mevcut durumdan memnun olmayan fakat daha iyi bir fikri de olmayan insanlar için devrimciliği cazibe merkezi haline getirmektedir.  Bununla beraber tüm zahmetsizliğine rağmen, devrimci olduğunu iddia etmek, kişiye mücadeleci ve onurlu bir insanmış imajı kazandırması bakımından işin kolayı olarak karşımıza çıkmaktadır.  

            Günümüz devrimciliğinin, bir diğer çekici yanı ise yukarıda belirttiğimiz aidiyet değil de yapay bir kimlik olması bakımından bir yaşam formatı olmayışıdır. Bu noktada kastettiğimiz,  devrimciliğin ahlaki ve kültürel kodlarının var olmayışıdır. Yani devrimcilik, bir yaşam serbestisidir.  Kuralları yoktur, devrimcinin belirli bir ahlak anlayışı yoktur, bazı toplumsal kurallara uymadığı zaman kınanma gibi bir telaşı da yoktur. Devrimci, daha en başından toplum tarafından kabul edilme talebinden vazgeçerek, ‘’hür’’ ve ‘’özgür’’ yaşam tarzıyla topluma ve geleneklerine meydan okumuştur. Zaten bu da devrimcinin en büyük çelişkisidir; uğruna mücadele ettiğini iddia ettiği halk tarafından bu derece dışlanmış olmaktır. Ama devricinin öyle bir ideali de yoktur; devrimcinin hedefi canının istediği zaman istediğini yapabilmek özgürlüğünü elde etmektir.  

             Bu noktada devrimcilik adındaki fikri olmayan siyasi akımın, Türk gençliği üzerindeki etkisinin uzunca bir süre daha göstereceği açıktır. En azından bu gençler üniversiteyi bitirene kadar devrimci olarak kalmaya devam edeceklerdir. Üniversite bittikten sonra ise, toplum içerisine dönerek normal insanlar gibi yaşamaya başlayacaklardır. Bizlerin kazancı ise, devrimci olduğunu iddia edenlerin yaptığı müzik eserlerini dinleyebilmek, romanlarını okuyabilmek olacaktır. Ancak dediğimiz gibi, bu bir tüketim malzemesidir ve tükendiği zaman Devrimcilik de tamamen tarihe karışmış olacaktır.

 


Favori olarak ekle (13) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 838

  Yorumlar (11)
 1 Yazan Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin. , 04-09-2008 00:37
"... devrimcinin en büyük çelişkisidir; uğruna mücadele ettiğini iddia ettiği halk tarafından bu derece dışlanmış olmak..." 
 
Yazının belki de en can alıcı noktası... 
Devrimciler artık ayna kullanmadığı için bu yazıyı da direkt çöpe atarlar... 
 
Güzel bir yazı...
 2 Yazan Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin. , 09-09-2008 23:08
ilginÇ ülkücü idam edilenler $erefli genÇler DenizZLer üÇ be$ zavalli genÇ ama bnu gnümüZz ülkücüleri okumaya fln kalkmasin üzerlerine alinabilirler! İkincisii bi zmanlar devletin korkup idam ettirdii bu genÇleri halk di$lamami$tir ve bu ugurda dogru veya yanli$ sdce 3 genÇ ölmesi binlerceeesi ve siZzin tabiriniZzle zavalli genÇler $a$irdim dogrusu ve Çok üzüldüm insanlarin dü$ünceleri bu $ekild a$ailanmamali dogru veye yanli$ olsa bile ):
 3 Yazan chief, 13-09-2008 03:32
ODTÜ'nün Amerikancıları niye bu kadar çok bu sitede. 
 
Ülkücülüğün Amerikan merkezli, milliyetçiliğin temeli olan antiemperyalist yapısının altını oymaya çalışan bir ideolojimsi olduğunu inkar edemezsiniz. "Anadolunun köylü çocuklarıymış". Kimi kandırıyorsun arkadaş. 
 
Arap-Amerikan karışımı bir orijini olan bu "gavur" iddialar karşısında "Atatürk'ün devrimci çocukları" durur. Çünkü devrim aşkı bize O'ndan miras kalmıştır. Büyük kurtarıcıdan... Neyi mi kurtardı >> Ülkesini, milletini >>Emperyalizmdenvrimciliğin fikri de budur arkadaşım. Sömürüye karşı çıkmak... "Böyle gelmiş böyle gider" e karşı çıkmak...
 4 Yazan Ahmet, 13-09-2008 16:24
devrimcilierin ağzında sakızdır ülkücüler amerikancıdır diye, 
onlara hafif bir oha demek istiyorum,ülkücüler her türlüı emperyalizmine karşı çıkıp kendi öz medeniyetini oluşturmayı türk dünyasını kurmayı amaçlarken,sizler güya abd emperyalizmine karşı 
sovyet emperyalizmi ithal ediyordunuz..
 5 Yazan chief, 20-09-2008 02:59
Arkadaşım ülkücülük Sovyetlerden gelme olduğuna inanılan komünizm tehlikesine(!) karşı halkı kışkırtarak güzel ülkemizi ABD nin kucağına atan kara ideolojinin maşası olarak kullanılmıştır. Tehlike olan görüldüğü gibi emperyalizmdir, ABD'dir. 
 
Devrimcilerin sloganı "Tam bağımsız Türkiye"dir. Her türlü emperyalizme karşı "Tam bağımsız Türkiye".  
 
Ülkücülüğün elle tutulur fikirsel bir temeli yoktur. Hatta sadece komünizme körü körüne karşı çıkmaktır. Başka bişey değildir.
 6 Yazan Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin. , 20-09-2008 21:16
Tarihle yaşıt bu topraklarda Türk milliyetçiliği ve ülkücülük hiçbir şekilde ona yamanmaya çalışanların yediği haltlar yüzünden değerini yitirmez. Kimsenin sövmesiyle incinmez, süslü laflarla da yücelmez. 
 
Şimdi ben Mahir Çayandan ötürü gece yarısı sövdüğüm marksist leninist görüşle , Deniz Gezmiş'in Türk solu mantığıyla antiemperyal oluşunun bendeki takdirini aynı kefeye koymuyorum. Haa, gene benimsemiyorum ama işkembeden de atmıyorum. 
Mesela marksist leninist çizgide kurulan ve antiemperyal, hatta antiamerikancı olarak doğan PKK, şimdi kimin ekmeğini yiyor, cevap verir misin? 
 
Türkiye'de konuşlanan MLKP, DHKP_C, ...daha nice illegal sol örgüt kimden finasman sağlıyor, kimin paralarını aklıyor, hangi tezgahların, beyaz kadın? esrar? uranyum? 
 
Tamam, zamanında cepheler kumar masasında hepyek zarlarla barbut oynamaya zorlanmış olabilirler. Sol ve sağ kesim adına vatana zarar veren eylemler gerçekleştirilmiş olabilir, ama kimse bu eziklik psikolojisiyle Türk Milliyetçiliğine veya ülkücülüğe laf edemez, ettirmem... 
 
Bu arada tarihle yaşıt Türk Milliyetçiliği neferleri bağımsızlık uğruna Kür'şad'tan Alparslana ve bugünlere dek mücadele ederken, sol kesimin zippo sosyalist ideolojisi 200 yıllık bir tarihe sahip, antiempeyalistliği son 30 yılda, tam bağımsız türkiye sloganını ise son 3 ayda yumurtlamıştır. Kısacası portakalda vitamindi. O yüzden Türk milliyetçiliği veya ülkücülük hiçbir şeye koşut veya barikat niteliğinde doğmamış, ortada bir çıban varsa hep Türk Milliyetçiliğine çamur atan multi_insancıl moskof çocukları olmuştur...
 7 Yazan chief, 01-10-2008 04:31
Kafandaki önyargılar kavram kargaşası yaratmış. Bu bulanıklığı gidermeye çalışayım. Ya da en azından deneyeyim. 
 
Devrimcileri yücelten cümlelerime Marksizm'e saldırarak karşı çıkmışsın ama devrimci düşüncenin yüceliğine cevap verebilecek herhangi bir düşünce kırıntısı yok neyazıkki yazında. Seni sövmek zorunda bırakan Mahir'in yazılarından birini oku da Marksizm'in devrimci olmanın bir şartı olmadığını idrak edebilesin. 
 
PKK denen eli kanlı örgütün antiamerikan olduğu nerden edinilmiş bir bilgi merak ediyorum. Kan varsa Amerika vardır abi, insanları birbirine kırdıran varsa Amerika vardır. 
 
Terör örgütlerini bir düşünce kulübümüymüş gibi ifade ederek ideolojiye saldırmak da heralde ülkücülere mahsus birşey. Güya Marksizm'e saldırıyorsun. Ama Marksizm'in düşünce yapısına yönelik bir tek cümlen yok. İşte bundan bahsediyordum bir önceki yazıda. Düşünce üretimi yok, sadece saldırı var. Arkadaşım onlar terör örgütü, terörist, katil. Nesini eleştiriyosun onların. Ve nesine cevap vermemi bekliyosun. 
 
Tam bağımsız Türkiye son 3 ayda yumurtlanmış. Harikasın. 68 kuşağını iyi oku. Tam bağımsız Türkiye için Mustafa Kemal Yürüyüşü yaptıklarını, "Büyük Türk Milleti" için toplandıklarını öğren. 
 
"Moskof çocukları" derken ne kastettiğine girmeden, içinde bir Sovyet düşmanlığı sezdiğimi ifade ederek düşmanın Sovyetler olmadığını tekrar vurgulamak istiyorum. Düşman Batı'dır, düşman emperyalizmdir. Sovyetleri düşman görüp de Amerika'nın kucağına atlayanı da her yerde eleştiririm, laf da ederim. 
 
Bahsettiğim Amerikanın kucağına atlayan güruh ülkücü olarak adlandırılır, fakat Türk milliyetçisi olarak adlandırılmaz. Çünkü o Amerikancıdır, Arapçıdır, İslamcıdır ama Türkçü değildir. Türk milliyetçisi kimdir peki? İşte o da güzel ülkemizden emperyalistleri kovan yüce ideolojinin sahipleridir.
 8 Yazan şefim, 04-10-2008 21:47
tekin yağcı'ya 300-400 arası chief rumuzlu insan ise 3-5 şey okumuş galiba ama ona da 200-300 arası kitap okumasını öneriyorum,ayrıca biraz pozitif bilimler, empati çalışsınlar sınav yapacam. ikisi de cahil cühela kalmış yavrucakların birleşip cühela olmuşlar keh keh..
 9 Yazan A.Ü., 13-10-2008 08:41
yahu insan geçmişini bilir biraz... 
 
Üniversitelerde kızıl komünistlere karşı "anadolu grupları" oluştuğunu bilir herkes, ben gerek ankarada öğrenciliğim esnasında, gerekse ermenekte öğretmenliğim esnasında şahit oldum bunlara... 
 
üniversiteye bir girdik ki, komünistlerle birlikte hareket etmiyorsa eziyorlar seni... konyanın köyünden kalk büyük şehir gel... 
 
Sonra delikanlı bir arkadaş vardı, ahmet arkadaş. Bu dik durdu biraz, onun etrafında toplanmaya başladı anadoludan gelen öğrenciler.. Birlikte Anadolu grubunu kurduk. Ardından ülkücüler örgütlenmeye başladı ülke çapında, zaten ankaradaki ilk yürüyüşleri aşırı dikkat çekmiş, kulaktan kulağa yayılmasına vesile olmuştu ülkücü kelimesinin. 
 
biz de üniversitedeki anadolu grubu olarak toplu halde ülkücülere katıldık o dönemde. 
 
hiç ne amerikan doları, ne amerikan silahı (hala daha) görmüş değilim. 
 
şimdilerde pek bir afilli laflar ediyor gençler, 
önce geçmişini bil, sonra konuş yavrucuğum.
 10 Yazan -K., 03-11-2008 16:00
siz hepiniz burda böle seviyesizce konuşuyosunuz ya çok merak ediyorum bi günde gelin yanımızda diyin bu lafları bide yüzyüze konuşalım bakalım cesaretiniz var mı? bakalım böle konuşabilcek misiniz... mesela sen tekin yagcı arkana bakmadan köpek gibi kaçtıgın günleri unutmadık yada gücünün sadece kadın arkadaşlarımıza yettiği günü gelinde yüzyüze hesaplaşalım derim bekliyoruz...
 11 Yazan Hakan Aktaş, 03-11-2008 16:03
K sen de kimsin 
yoksa tekine 20 kişi saldıranlardan biri mi 
senin burada bile adını vererek yazacak cesaretin yok ne konuşuyorsun,yoksa dayak yemeye başlamadan polis polis diye ciyaklayanlardan mısın

Yorum yaz
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
  • 'Gönder' düğmesine basmadan önce yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
  • Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
İsim:
E-posta:
BBCode:Web AddressEmail AddressBold TextItalic TextUnderlined TextQuoteCodeOpen ListList ItemClose List
Yorum:

Güvenlik kodu:* Code
Ek yorumlar konusunda bana e-posta aracılığı ile ulaşılmasını istiyorum.

Son Güncelleme ( 01 09 2008 )
 
Advertisement

ETKİNLİK TAKVİMİ

« < Ocak 2009 > »
P S Ç P C C P
29 30 31 1 2 3 4
5 6 7 8 9 10 11
12 13 14 15 16 17 18
19 20 21 22 23 24 25
26 27 28 29 30 31 1

Fotoğraflar


odtu9

Son Yorumlar

Türk-Japon İletişim Topluluğu ...
iletişim kurabileceğim bir numara alabilme imkanım varmı?mai...
29/12/08 17:25
Devamını oku
Yorumlayan ebubekir sorgun

PERUK OMZA!
insanların düşüncelerini değiştirmek gerçekten çok zor..bu ...
28/12/08 14:59
Devamını oku
Yorumlayan ayşe

PERUK OMZA!
insanlara birseyleri kabul ettirmek kadar zor birşey yok bu ...
28/12/08 14:37
Devamını oku
Yorumlayan Ayşe

ODTÜ 23 EKİM YÜRÜYÜŞ ÜNDEN ODT...
Pkk karşıtı eylem adı altında şoven duyguları kabartan herke...
28/12/08 00:54
Devamını oku
Yorumlayan Marksist Fikir Topluluğu sempa

İSTATİSTİK

157 kayıtlı üye
0 bugün
0 dün
0 bu hafta
0 bu ay
En son üye: melmac offline

SİTEDEKİLER

Çevrimiçi Üye Yok
Merhaba Hoşgeldiniz

Erdoğan'a İTÜ'de protesto

Sponsor Reklamlar

Günün Sözü

Yunan serpuşu olan fesi giymek uygun olur da, şapkayı giymek neden olmaz? Ve yine onlara, bütün millete hatırlatmak isterim ki, Bizans papazlarının ve Yahudi hahamlarının özel elbisesi olan cübbeyi ne vakit, ne için ve nasıl giydiler?
Kemal Atatürk - 1925