Kayıp Parola? Hesabınız yok mu? Kayıt olun
  • Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
Üye Menüsü
ANASAYFA arrow YAZARLAR arrow Buğra Doğan arrow DÜNYANIN İZLEDİĞİ KATLİAM
DÜNYANIN İZLEDİĞİ KATLİAM PDF Yazdır E-Posta
Yazar Buğra Doğan   
19 07 2008

“Düşmanlarımız sadece tek bir ırk tanıyorlar; kendi ırkları, tek bir din tanıyorlar; kendi dinleri, tek bir siyasi parti tanıyorlar; kendi partileri. Kendilerinden olmayan ne varsa onlar açısından yok edilmeye mahkûmdur.”  
Ali İzzetbeyoğlu (Aliya İzzetbegoviç)
 

I. Dünya Savaşı sonrasında kurulan Yugoslavya Cumhuriyeti, dini ve etnik açıdan birçok unsuru içinde barındırıyordu. Ortodoks-Katolik ve Müslümanlardan oluşan ülkede Boşnaklar, Arnavutlar, Makedonlar, Sırplar, Hırvatlar ve Slovenler yaşıyordu. Devlet, Tito’nun güçlü kimliği altında uzun süre birliğini korudu. 1990’da Sovyet Bloku’nun parçalanmasıyla beraber Yugoslavya’da dağılma sürecine girdi. 1991’de Slovenya, Hırvatistan ve Makodenya kansız bir biçimde bağımsızlıklarını ilan ettiler. Mart 1992’de ise Bosna-Hersek’te bağımsızlık için bir referandum yapıldı. Sırpların çoğunlukla protesto ettikleri referandumdan “bağımsızlık” kararı çıktı ve 5 Nisan 1992’de Bosna-Hersek Devleti bağımsızlığını ilan etti. 6 Nisan’da ABD, Almanya, Fransa, İngiltere gibi ülkeler dâhil olmak üzere dünyanın birçok ülkesi bu yeni devleti tanıdı. 

Bu sonucu kabullenemeyen Bosnalı Sırplar, “Bosna Sırp Cumhuriyeti”ni ilan ederek Bosna-Hersek’ten ayrıldıklarını açıkladılar. Aynı yıl içinde Radovan Karadziç ve General Ratko Mladiç önderliğindeki Sırplar, Yugoslavya Devlet Başkanı Miloseviç ve Genelkurmay Başkanı Perisiç’in de desteğini alarak bir soykırım hareketine giriştiler. Amaçları Bosna’yı Müslüman Boşnaklardan temizlemekti. Onların “Od Yadrana do Irana neçe biti Muslimana!” (Adriyatik'ten İran'a kadar Müslüman kalmayacak!) sloganı zaten niyetlerini açıkça göstermekteydi! 

Boşnaklar ise ellerindeki çok az sayıdaki mühimmat ile Aliya İzzetbegoviç önderliğinde bu katliama engel olmak istediler. BM’nin koyduğu silah ambargosu yüzünden Boşnaklar silah temin edemiyorlardı. Oysa Sırplar hem Avrupa’nın en büyük ordularından biri olan Yugoslavya’nın tüm silahlarına sahiptiler hem de Rusya, Yunanistan ve Ukrayna gibi Ortodoks devletler tarafından alenen desteklenmekteydiler. 2 Tank, 2 zırhlı personel taşıyıcı ve AK-47’lerinden başka silahları olmayan 3500 Müslüman Boşnak, 300 tanka, 200 zırhlı taşıyıcıya, 800 topa ve 40 uçağa sahip olan acımasız Sırplara karşı İzzetbegoviç önderliğinde büyük kahramanlıkla mücadele etti. 

Katliamların dayanılmaz olduğu bir dönemde Türkiye Başbakanı Tansu Çiller “Bosna’ya NATO girmezse biz tek başımıza gireriz” açıklamasında bulundu. Bu açıklamaların hemen ardından Güneydoğu Anadolu’daki terör olayları bir anda arttı ancak Türkiye’nin kararlı olduğunu gören Batı, Türkiye’nin Balkanlara girmesine engel olmak için derhal olaylara müdahale etti ve BM Güvenlik Güçleri Bosna’ya yerleştirildi. 

1992 yılından beri Boşnak mücahitler tarafından korunmuş Srebrenitsa şehri BM tarafından “güvenli bölge” ilan edilmiş 5 şehirden birisiydi. Bu bölgede BM’ye bağlı Hollandalı askerler güvenliği sağlamakla yükümlüydü. Şehirde %80’i Müslüman-Boşnak olan 60.000 kişi yaşıyordu. Müslümanların elindeki tüm silahlar BM tarafından toplatılmıştı. Temmuz ayında Sırpların şehri kuşatmaya başlamaları üzerine, Boşnaklar silahlarını geri almak için birçok başvuruda bulunduysa da BM bu başvuruları reddetti. 

Bir gece yarısı, Boşnak halkına “BM sizi koruyacaktır, sizi asla terk etmeyecektir!” güvencesi veren Fransız General Jacques Morillon’un emriyle, şehri korumakla yükümlü Hollandalı askerler ansızın şehri terk ettiler. 11 Temmuz 1995 günü, Ratko Mladiç önderliğindeki Sırplar, silahlardan tamamen arındırılmış şehre hiç zorlanmadan girdiler. Hatta bazı Hollandalı askerler Sırplarla birlikte bu katliama katıldı. Ağır silahlarla donatılmış Sırplar, birkaç günde yaşları 10 ile 80 arası değişen 10.000 Boşnak erkeğini vahşice katlettiler ve cesetleri yakarak sayıları 70’i bulan toplu mezarlara gömdüler. Yüzlerce Boşnak kadının da tecavüze uğradığı bu soykırım, II. Dünya Savaşı’ndan sonra görülen en büyük toplu katliam olarak tarihe geçti. Srebrenitsa şehri ise, Sırplara “armağan” edildi! 

Bütün bu katliam, Avrupa’nın göbeğinde, tüm dünyanın gözleri önünde yaşandı. Bosna da 20. Yüzyıl’da Müslümanların soykırıma tabi tutulduğu ülkelerden biri oldu ama onları Filistin’den, Çeçenistan’dan ve Azerbaycan’dan ayıran bir nokta vardı. Bosna Savaşı’nda Sırplar birkaç bin kişi dışında tamamen silahsız olan bir halka saldırdılar. Onları korumakla görevli BM olayları hep seyretti. Nitekim Srebrenitsa Katliamı’nın uygulayıcısı Mladiç, o dönemde şehri korumakla yükümlü Hollandalı komutanla hediyeleşirken görüntülendi. 

Bosna Savaşı, 21 Kasım 1995’te imzalanan ve ülkenin %30’unu teşkil eden Sırplara ülkenin %49’unu veren “Dayton Anlaşması” ile sona erdi. Savaş boyunca 45 Bini çocuk olmak üzere 312 Bin kişi öldürüldü, 50 Bin kadın tecavüze uğradı ve 2 Milyon kişi evini terk etmek zorunda kaldı. 28 Bin kişi hala kayıp!  

Lahey Adalet Divanı 2007 yılında bu olayı soykırım olarak kabul etti ancak bundan Sırpların sorumlu tutulamayacağını da ekledi. Batı Dünyası, uygulanmasına göz yumduğu hatta zaman zaman desteklediği bu katliamın cezalandırılmasını da engelledi böylece. Hollanda, korumakla yükümlü olduğu şehri terk eden komutanı “şeref madalyası”yla ödüllendirdi. ABD’nin bu katliamdan önceden haberdar olduğu halde müdahale etmediği, BM Barış Gücü’ne komuta eden Fransız generalin ise tüm operasyonları Sırplara önceden bildirdiği ortaya çıktı. Birçok Boşnak’ın Guantanamo’da bulunduğu bu günlerde, ABD’nin birçok kez sıkıştırdığı halde yakala(ya)madığı Mladiç ve Karadziç Sırbistan’da birer kahraman gibi yaşamaya devam ediyor. Sorumlulardan sadece Miloseviç -ki o da Bosna değil Kosova Katliamı’ndan dolayı- yargılandı. O da mahkeme sürerken, yaptıklarının hesabını vermeden kalp krizinden öldü. Tüm bunlar “Haçlı Zihniyeti”nin hala dipdiri olduğunun kanıtları. Ve o zihniyet bugün Irak’ta, Filistin’de, Afganistan’da ve Çeçenistan’da katliamlarına devam ediyor, Doğu Türkistan’daki vahşeti ise görmezden geliyor!.. 

Savaşın bittiği günden beri Bosnalı Müslümanlar mavi kelebekleri takip ediyor. Çünkü bu kelebekler sadece bir çiçeğin üzerine konuyor. O çiçek ise sadece toplu mezarların üzerinde açıyor. Bosna’da bugüne kadar 500’e yakın toplu mezar açıldı!..Ve Bosna halkı hala yaralarının sarılmasını bekliyor… 

Toplumezar

Toplumezar


Favori olarak ekle (15) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 718

  Yorumlar (2)
 1 Yazan Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin. , 28-07-2008 01:53
kişisel değil de milletsel hakeret serbest mi?? eger serbestse, ya da bize be Bosna'nın o dik duruşuna yakışmaz, bu nedenle Allah'ımın onları ıslah etmesinden başka bişey söylemiyorum... Bu zulmü onlar Avrupa'nın ortasında bizim kardeşlerimize yapmışlarsa, bu bizim utanç vesikamızdır! diyerek saygılarımı sunuyorum.
 2 Yazan Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin. , 29-07-2008 14:13
Savaşın bile bir ahlakı olmalı. Ahlakı bırakın insanlığın yok olduğu, kalplerin taş kestiği bir dönem. İnsanoğlu böylesi bir ağır yükü onca yıldır omuzlarında hiç yüksünmeden nasıl taşıyor inanılır gibi değil.

Yorum yaz
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
  • 'Gönder' düğmesine basmadan önce yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
  • Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
İsim:
E-posta:
BBCode:Web AddressEmail AddressBold TextItalic TextUnderlined TextQuoteCodeOpen ListList ItemClose List
Yorum:

Güvenlik kodu:* Code
Ek yorumlar konusunda bana e-posta aracılığı ile ulaşılmasını istiyorum.

Son Güncelleme ( 19 07 2008 )
 
Advertisement

ETKİNLİK TAKVİMİ

« < Ocak 2009 > »
P S Ç P C C P
29 30 31 1 2 3 4
5 6 7 8 9 10 11
12 13 14 15 16 17 18
19 20 21 22 23 24 25
26 27 28 29 30 31 1

Fotoğraflar


ODTÜ4

Son Yorumlar

Türk-Japon İletişim Topluluğu ...
iletişim kurabileceğim bir numara alabilme imkanım varmı?mai...
29/12/08 17:25
Devamını oku
Yorumlayan ebubekir sorgun

PERUK OMZA!
insanların düşüncelerini değiştirmek gerçekten çok zor..bu ...
28/12/08 14:59
Devamını oku
Yorumlayan ayşe

PERUK OMZA!
insanlara birseyleri kabul ettirmek kadar zor birşey yok bu ...
28/12/08 14:37
Devamını oku
Yorumlayan Ayşe

ODTÜ 23 EKİM YÜRÜYÜŞ ÜNDEN ODT...
Pkk karşıtı eylem adı altında şoven duyguları kabartan herke...
28/12/08 00:54
Devamını oku
Yorumlayan Marksist Fikir Topluluğu sempa

İSTATİSTİK

157 kayıtlı üye
0 bugün
0 dün
0 bu hafta
0 bu ay
En son üye: melmac offline

SİTEDEKİLER

Çevrimiçi Üye Yok
Merhaba Hoşgeldiniz

Erdoğan'a İTÜ'de protesto

Sponsor Reklamlar

Günün Sözü

Yunan serpuşu olan fesi giymek uygun olur da, şapkayı giymek neden olmaz? Ve yine onlara, bütün millete hatırlatmak isterim ki, Bizans papazlarının ve Yahudi hahamlarının özel elbisesi olan cübbeyi ne vakit, ne için ve nasıl giydiler?
Kemal Atatürk - 1925