YAZARLAR
Selçuk Oktay
KOSOVA'NIN ARDINDAN | KOSOVA'NIN ARDINDAN |
|
|
|
| Yazan Selçuk OKTAY | ||||||||||
| Cuma, 29 Şubat 2008 | ||||||||||
|
1999 yılından bu yana Birleşmiş Milletler’in fiili idaresinde bulunan Kosova’nın 17 Şubat’ta bağımsızlığını ilan etmesiyle birlikte bölgenin siyasi geleceğine dair belirsizlik şimdilik ortadan kalksa da, 1990’lardan itibaren Sırplar ve Arnavut kökenliler arasında, etnik ayrışmalardan ve siyasal baskıdan kaynaklanan gerilimin süregeldiği bölgenin ve daha da önemlisi bölgesel konjonkturün, önümüzdeki günlerde önemli gelişmelere ve değişikliklere gebe olduğunu söyleyebiliriz.
Yıllardır etnik ve dini çatışmaların hakim olduğu Kosova, Slobodan Milosevic’in 1989’da, Osmanlı’nın bölgeyi fethinin 600. yıl dönümünde, Büyük Sırbistan hayaline giden yolda ilk adımı attığı yer niteliğindeydi. “Kosova Sırbistan’ın kalbidir” diyen Milosevic’in, Balkanlarda buzdolabına kaldırılmış olan etnik milliyetçilikleri, ırkçı yaklaşımları tekrar gün yüzüne çıkararak başlattığı, Yugoslavya’nın parçalanması ve yüzbinlerce insanın ölümüne neden olan kanlı süreç, 1999 yazında NATO operasyonlarıyla Sırpların bölgeden çıkarılmasıyla sonuçlandı. O tarihten bu yana, egemenlik hakları Sırbistan’a ait olmakla birlikte, bölgenin yönetimi BM’nin kontrolündeydi. Bağımsızlık ilanının ardından, AB’nin “Uluslararası Sivil Temsilcilik” adı altında denetimi üstlendiği Kosova’da, Arnavutlar nüfusun %92’sini oluştururken, Kosova’da yaşayan Sırp azınlığın oranı % 5,3 düzeyinde.
Kosova örneği, meseleyi daha geniş bir çerçevede değerlendirdiğimizde, Belgrad ve Priştine arasındaki bir çekişmeden ziyade, ağırlıklı olarak Birleşik Devletler ve Rusya arasındaki küresel rekabetin sorun alanlarından birisi niteliğindedir. BM’nin işlevselliğine ve uluslararası hukukun egemenliğine yönelik Rus söylemleri, Birleşik Devletler’in tek kutuplu egemenliğinin kırıldığı, işbirliğine dayalı, çok sesli bir uluslararası yapıyı öngörmektedir. Bu noktada Kosova’nın bağımsızlığı, Vladimir Putin ile birlikte dünya ölçeğinde etkili bir aktör durumuna gelen Rusya için, ciddi bir prestij kaybıdır. Rusya’nın Sırbistan’ın toprak bütünlüğünden yana tavrı, geleceğe yönelik vizyonu ve Sırplar ile olan bağları kadar, Rusya Federasyonu bünyesinde yer alan çok sayıda özerk birimin varlığıyla da yakından ilgilidir. Bu özerk cumhuriyetlerin tek taraflı olarak bağımsızlık ilanında bulunma olasılıkları, Kosova örneğinde olduğu gibi, Rus devletini benzeri konularda toprak bütünlüğüne önem atfetmeye zorlamaktadır. Öte yandan Rusya’ya karşı uluslararası rekabette saygınlığını koruma kaygısı ve Balkan coğrafyasında, gelecekte kendi güdümünde bir NATO devleti oluşturma arzusu, ABD için bağımsız bir Kosova devleti düşüncesinin temel motifleri olarak değerlendirilebilir.
Kosova’nın yönetimini üstlenen AB bünyesinde ise, Kosova’nın bağımsızlığına yönelik tepkiler, birlik içerisindeki farklılaşmaları ve kısmi bölünmeyi açıkça ortaya koymaktadır. AB yönetimi, Balkanlarda çözümsüzlüğün egemen olduğu dondurulmuş bir sorun görmektense, Rusya ve ABD ile konuya ilişkin uzlaşma çabaları içerisinde olmuştur. Bununla birlikte, AB içerisindeki ağırlıklı eğilim Kosova’nın bağımsızlığını tanımaktan yana olduysa da, Yunanistan, İspanya ve Romanya gibi ülkelerin aksi yönde bir siyaset izlemesi, ortak dış politika ve güvenlik politikalarının geliştirilmesi anlayışında önemli bir çatlağa yol açmıştır.
Kosova’da ortaya çıkan yeni durum, bağımsızlık hareketlerinin görüldüğü alanlarda da, potansiyel etkilere yol açabilecek nitelikte. Örneğin AB ülkelerinden İspanya’da Bask ve Katalan bölgeleri için Kosova’nın bir tetikleyici olabileceği endişesi, bu ülkeyi, bağımsızlığın tanınmaması yönünde inisiyatif kullanmaya sevk etti. Yine Kosova konusunun Abhazya ve Güney Osetya gibi dondurulmuş ihtilaflar için emsal teşkil edebileceğine dair tartışmalar, Kosova’nın bağımsızlık ilanının gerçekleştiği gün, Abhazya ve Güney Osetya yönetimlerinden yükselen tanınmaya yönelik istekler, konuyu daha da hassas hale getirmektedir.
Yeni konjonktürde, Sırbistan’ın güç kullanımı yoluyla Kosova’ya yönelik bir müdahale ihtimali söz konusu değilse de, Priştine’nin etki alanı dışında kalan ve Sırp nüfusu barındıran kuzeydeki Mitroviça kentinde çatışma potansiyeli mevcuttur. Yine Belgrad, ilerleyen dönemlerde Kosova’nın kendi içerisinde bölünmesine ve Kosova’nın kuzeyinin fiziki olarak kopmasına yönelik adımlar atabilir. Bu da, Arnavut nüfusu barındıran Makedonya içerisinde ciddi istikrarsızlıklara yol açabilir. Bunların dışında, Kosova’nın ileri de Arnavutluk ile ya da Sırbistan’ın Bosna Hersek Federasyonu’un %49’unu oluşturan Sırp Cumhuriyeti ile birleşebileceğine dair senaryolar birer olasılık olarak değerlendirilebilir.
Kosova yönetiminin bağımsızlığa giden kararını Türkiye’ye yönelik sonuçları açısından irdelediğimizde, dış politikasında birçok faaliyet alanı olan bir ülke olması itibarıyla Türkiye için bir yandan olumlu, diğer yandan da olumsuz yansımalara yol açması beklenebilir. Kosova’daki gelişmeler uzun vadede KKTC’nin statüsü ve tanınması açısından göreli bir avantaj gibi görülürken, Ermeni işgali altındaki Karabağ’ın geleceği ve Ankara’nın etkili bir işbirliği içerisinde olduğu Gürcistan’da, özellikle Abhazya bağlamında, istenmeyen sonuçlara yol açabilir. Bazı çevrelerdeki esas kaygı ise, Kosova’nın bağımsızlığını tanıyan Türkiye’de, Irak’ın kuzeyindeki Kürtçü yapılanma ile birlikte değerlendirildiğinde, Güneydaoğu Anadolu bölgesinden kaynaklanacak olası bir parçalanmadır. Teorik olarak böyle bir karşılaştırma söz konusu olsa da, Türkiye örneği ile Yugoslavya’da yaşananların, meşruiyetinin ve ahlaki zemininin çok farklı olduğunu vurgulamak gerekir. 1990’lar boyunca Yugoslav coğrafyası etnik taassubun her türlü uygulamalarını bize sunarken, Anadolu tarih boyunca etnik sorun yaşamamış bir coğrafyadır ve Anadolu coğrafyasında yükselebilecek Kosova’dakine benzer taleplerin haklı ve meşru bir zemini yoktur.
Kosova’nın bağımsızlığına giden süreçte, Türkiye etkili bir aktör olamasa da, tarihi, kültürel, etnik potansiyelimizin yüksek olduğu Balkanlar ve elbette Kosova, manevi bağlarımızın ötesinde, Türkiye için bir güvenlik çemberidir ve Türkiye’nin ABD/AB – Rusya küresel rekabetinden bağımsız olarak bu bölgede nüfuz elde edebilecek bir kimliğe bürünmesi önemlidir. Balkanlarda huzur ve istikrarın korunmasını dış politika önceliklerinden biri olarak belirleyen Türkiye için Kosova’nın tanınması geleceğe yönelik açılımlarında doğru bir hamle olarak değerlendirilebilir.
Favori olarak ekle (49) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 666
|
||||||||||
| Son Güncelleme ( Cuma, 29 Şubat 2008 ) | ||||||||||
| ODTÜ davasında tahliye çıkmadı Serkan Özkan 09-11-09 04:08 |
| Cvp:POSTALLA GELDİ İSYANLA GİDECEK Süleyman Sarı 05-11-09 03:40 |
| POSTALLA GELDİ İSYANLA GİDECEK Serkan Özkan 04-11-09 03:53 |
| Olay yok |
![]() |
|
![]() |
|
![]() |
|
![]() |
|
| « | < | Şubat 2012 | > | » |
| P | S | Ç | P | C | C | P |
| 30 | 31 | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 |
| 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 |
| 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 |
| 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 |
| 27 | 28 | 29 | 1 | 2 | 3 | 4 |
| ODTÜ'lü Öğrencilerden Kardeş O... |
| siz erzurum/şenkaya gelmiştiniz ben bütün ablalarıma ve abi... |
| 16/03/11 23:05 |
| Devamını oku |
| Yorumlayan mertcan bülbül |
| DEVRİMCİLİK VE DEVRİMCİLER |
| yayın organlarından bulduğunuz kulaktan dolma bilgilerle bur... |
| 07/11/10 13:53 |
| Devamını oku |
| Yorumlayan hackeer |
| İade-i İtibar |
| thyo hakkında okuduğun kitapların gerçek olduğunu varsayarak... |
| 03/10/10 03:15 |
| Devamını oku |
| Yorumlayan EFEKAN DEMİR |
| BENİM OĞLAN Bİ TANE VURMUŞ |
| Igrenc bir olay. Babanin ve oglun kalitesi ortada. Gericilik... |
| 22/09/10 18:10 |
| Devamını oku |
| Yorumlayan Akif Armagan |
| 199 kayıtlı üye |
| 0 bugün |
| 0 dün |
| 0 bu hafta |
| 0 bu ay |
| En son üye: |
Sevoo |