YAZARLAR
Selçuk Oktay
ALMANYA SEÇİMLERİ ve TÜRKİYE | ALMANYA SEÇİMLERİ ve TÜRKİYE |
|
|
|
| Yazan Selçuk Oktay | ||||||||
| Çarşamba, 21 Ekim 2009 | ||||||||
|
Almanya’da 27 Eylül 2009’da gerçekleştirilen seçimlerde kendilerini kardeş partiler olarak tanımlayan Hıristiyan demokratlar ve Hıristiyan Sosyal Birlik partisi oyların %38,4’ünü alarak seçim yarışını önde bitirmişlerdir. Almanya’da 27 Eylül 2009’da gerçekleştirilen seçimlerde kendilerini kardeş partiler olarak tanımlayan Hıristiyan demokratlar ve Hıristiyan Sosyal Birlik partisi oyların %38,4’ünü alarak seçim yarışını önde bitirmişlerdir. Yine de bu sonuç bu partilerin 1950’lerden bu yana aldıkları en kötü oy oranını temsil etmektedir. Sosyal demokratlar tarihinin en kötü seçim deneyimini yaşayarak %23’lük bir oy oranında kalırken, kendilerini yenileme konusundaki başarısızlıkları ortadadır. %14,7’lik bir oy oranına ulaşan Hür Demokratlar seçimde en iyi çıkışı yakalayan parti olarak görülmektedir. Alman sosyalistleri %12,2, Yeşiller ise %10,9 oranında oy toplamıştır.
Almanya’daki seçim sonuçları incelendiğinde büyük halk partilerinin kan kaybettiği, uzun yıllardan bu yana en kötü seçim sonuçlarını aldıkları gözlenmektedir. Diğer yandan ülkedeki kanat partilerinin güçlendiği görülmektedir. Almanya’daki seçim sonuçlarını ele alan Avrupa basını, seçim sonuçlarını geçtiğimiz dönemdeki CDU-SDP zoraki evliliğinin bir bedeli olarak yorumlarken, Avrupa solu ve Alman sosyal demokrasisi adına bir trajediden bahsetmektedir.(1) Diğer yandan, bazılarınca neo-liberalizmin sonu olarak yorumlanan iktisadi krize karşın liberallerin yadsınamayacak başarısı, Fransız basınında bir paradoks olarak sunulmaktadır. (2) Yapılan yorumlarda vergi indirimini seçim kampanyasının merkezine oturtan Hür demokratlar ile birlikte yeni Alman hükümetinin ekonomide çok daha liberal politikalara yöneleceği ifade edilmektedir. Diğer yandan vergi indirimine dair ortaya çıkan beklentilere rağmen, yüksek kamu borçlarının ve artan işsizliğin yeni hükümet ortaklarına fazla bir hareket alanı bırakmayacağı düşüncesi de Avrupa basınında yer bulmaktadır. (3) AB yetkilileri ise AB içindeki itici güç olan Alman ekonomisinin yaşadığı finansal krizin aşılmasında ve ülkenin iktisadi rekabet gücünün artmasında ihtiyaç duyulan reformlar için uygun bir hükümetin oluştuğunu ifade etmektedir. Zira AB’nin geçtiğimiz yıl 116,5 milyar euroya ulaşan ortak bütçesine 11 milyar euroluk net katkısı ile ilk sırayı alan Almanya Avrupa birliği için lokomotif ülke niteliğindedir. Seçim sonuçları iş dünyasında da olumlu karşılanırken, ekonomi çevreleri yeni kurulacak olan hükümete reform ve vergi indirimi çağrısında bulunmaktadır.
Seçim kampanyasında vergi sisteminin basitleştirilmesini ve vergi indirimini önemli bir propaganda aracı olarak kullanan ve 35 milyar euroluk bir vergi indiriminden söz eden Hür demokratlar CDU/CSU ittifakının yeni ortağı olmaya hazırlanırken, ekonomiye ve güvenliğe yönelik alanlarda; küresel ekonomik krizle mücadelede, bütçe açığı ve işsizlik konularında, bireysel özgürlüklerin korunması meselesinde tarafların ortak bir çizgiyi yakalaması gerekmektedir. Türkiye’nin AB üyeliği yolunda AB içindeki etkin konumuyla Almanya’nın temsil edeceği çizginin önemi düşünüldüğünde Alman siyasetinde yaşanan değişimlerin Türkiye için de bazı yansımalarının olacağı söylenebilir. Yeni hükümetin ortaklarından Hür Demokratların Türkiye ilgili eğilimleri, Hıristiyan demokratlar ile sosyal demokratlar arasında bir yerde tanımlanabilir. Türkiye’nin üyeliğine sosyal demokratlar kadar sıcak bakmasalar da, Hıristiyan demokratlar kadar da katı bir tutumları yoktur. Yine de liberallerin seçim programı birliğe yeni üyelerin katılmasından çok, mevcut üyeler arasındaki bütünleşmeye vurgu yapmaktadır. Parti yetkilileri, ucu açık bırakılan müzakerelere atıfta bulunarak sürecin uzun süreceğini, bu süreç sonunda Türkiye’nin yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğine bakılacağını söylemektedir. Partinin dış politika sözcüsü Werner Hoyer “imtiyazlı ortaklık” konusunun güncelliğini yitirdiğini, ancak Türkiye’nin üyelik için gerekli kriterleri yerine getirmek durumunda olduğunu vurgulamaktadır. Partinin genel başkanı Westervelle ise Türkiye’nin üyeliği konusunda mutlak bir karşıtlığı yansıtmamakla birlikte, ne Türkiye’nin üyelik için ne de AB’nin Türkiye’yi kabul etmek için hazır olduğunu ifade etmektedir. Liberallerin Türkiye tutumu muğlak bir görüntüyü yansıtmaktadır; diğer yandan bir önceki hükümetin ortaklarından SDP’nin Türkiye’nin AB üyeliğini desteklediğini ifade etmesine karşın yönetimde yer aldığı süre zarfında resmi politikanın dışına çıkmaması göz önüne alındığında FDP’nin de Merkel çizgisinde bir yaklaşımı benimseyeceği düşünülebilir. Hükümetin büyük ortağı Hıristiyan birlik partileri ise Avrupa genişlemesinin gelinen noktada bir derinleşmeyi gerektirdiği kabulüyle yeni üyelerin, özellikle de Türkiye’nin katılımına muhalefet etmektedir. Hıristiyan birlik partilerinin Federal Meclis grup başkanı Volker Kauder Türkiye’nin yakın gelecekte AB içinde önemli bir gündem maddesi olmayacağını söylemekte, Türklerin öncelikle kendi iç sorunları ile ilgilenmesi gerektiğini belirtmektedir. Türkiye’nin üyelik için henüz üzerine düşenleri gerçekleştirmediğini iddia eden Kauder, bu aşamada sürecin sonundan bahsetmenin anlamsız olduğunu ifade etmektedir. Hıristiyan demokratların içişleri bakanı Schaeuble ise tercihlerinin imtiyazlı ortaklıktan yana olduğunu, Türkiye ve Almanya arasındaki ilişkilerin Türkiye’nin AB üyeliği konusundan ayrı olarak ele alınması gerektiğini vurgulamaktadır. Başbakan Angela Merkel’in vurguladığı noktalar da Türkiye’nin müzakere sürecinde üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmesi gerekliliği ve Türk tarafı tüm istenenleri eksiksiz gerçekleştirmiş olsa bile AB’nin Türkiye’yi içine almak için ne kadar hazır olacağıdır; bir diğer ifadeyle Merkel ve Almanya için mesele Türkiye’nin AB içindeki emilimi meselesidir. Bu açıdan bakıldığında Türkiye’nin AB üyeliği konusu Alman siyaseti için konjonkturel olmaktan çok yapısal nitelikler göstermektedir. Almanya’nın Türkiye büyükelçisi Eckart Cuntz seçimlerin Türkiye’nin AB üyeliği yolunda bir etkisinin olmayacağını, bir seçimin politikalar üzerinde büyük değişimler yaratmayacağını belirtmektedir.(4)
Türkiye’nin üyeliğine yönelik ilkesel karşıtlığın, bundan sonraki süreçte yeni siyasi yapıda üsluba da daha sert yansıyacağı düşünebilir. Times Online’da yer alan değerlendirmede ana kaybedenin Türkiye olabileceği söylenirken Merkel’in Sarkozy’ye daha da yakınlaşabileceği belirtilmektedir.(5) Independent’da yer alan makalede Merkel’in imtiyazlı ortaklık yaklaşımına vurgu yaparak yeni hükümetin Türkiye’ye daha yüksek bir sesle muhalefet edebileceği düşüncesi yer almaktadır.
Alman seçimleri sonunda oluşan siyasi yapının Türkiye’nin AB üyeliği yolunda kuşkusuz önemi olsa da, AB bağlamında Almanya’nın Türkiye’ye bakışı tutarlılığı olan bir olumsuzluğu yansıtmaktadır. Birlik içindeki temel güç olan Almanya için Avrupa’nın gelecek projeksiyonu Maastrichtte ifadesini bulan dış işleri, savunma ve vatandaşlık konularında ortaklıkların kurulduğu bir Avrupa tasavvuru olarak görülebilir; bu noktada Alman devleti Türkiye’nin katılımıyla sonuçlanacak bir genişlemeyi değil; mevcut yapı üzerinde derinleşmeyi isteyecektir. Merkel ve Almanya için Türkiye Ortadoğu bataklığının önünde bir bariyer olmaya devam edecektir. Almanya’nın Türkiye’nin üyeliğine dair yapısal karşıtlığı sürecek, bu muhalefet seçimlerin ardından söylemlerde daha keskin bir şekilde ifadesini bulacaktır.
Dipnotlar 1- La Repubblica, 28 Eylül 2009, Deutche Welle Türkçe servisinden alıntı 2- Liberation, 28 Eylül 2009, Deutche Welle Türkçe servisinden alıntı 3- Algemeen Dagblad, 28 Eylül 2009, Deutche Welle Türkçe servisinden alıntı 4- Hürriyet, 2 Ekim 2009 5- Times Online, Roger Boyes 6- http://tinyurl.com/yfzp5ot , 27 Eylül 2009
Selçuk OKTAY 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü AB Araştırmaları Asistanı Favori olarak ekle (38) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 771
|
||||||||
| Son Güncelleme ( Pazartesi, 22 Şubat 2010 ) | ||||||||
| ODTÜ davasında tahliye çıkmadı Serkan Özkan 09-11-09 04:08 |
| Cvp:POSTALLA GELDİ İSYANLA GİDECEK Süleyman Sarı 05-11-09 03:40 |
| POSTALLA GELDİ İSYANLA GİDECEK Serkan Özkan 04-11-09 03:53 |
| Olay yok |
![]() |
|
![]() |
|
![]() |
|
![]() |
|
| « | < | Şubat 2012 | > | » |
| P | S | Ç | P | C | C | P |
| 30 | 31 | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 |
| 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 |
| 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 |
| 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 |
| 27 | 28 | 29 | 1 | 2 | 3 | 4 |
| ODTÜ'lü Öğrencilerden Kardeş O... |
| siz erzurum/şenkaya gelmiştiniz ben bütün ablalarıma ve abi... |
| 16/03/11 23:05 |
| Devamını oku |
| Yorumlayan mertcan bülbül |
| DEVRİMCİLİK VE DEVRİMCİLER |
| yayın organlarından bulduğunuz kulaktan dolma bilgilerle bur... |
| 07/11/10 13:53 |
| Devamını oku |
| Yorumlayan hackeer |
| İade-i İtibar |
| thyo hakkında okuduğun kitapların gerçek olduğunu varsayarak... |
| 03/10/10 03:15 |
| Devamını oku |
| Yorumlayan EFEKAN DEMİR |
| BENİM OĞLAN Bİ TANE VURMUŞ |
| Igrenc bir olay. Babanin ve oglun kalitesi ortada. Gericilik... |
| 22/09/10 18:10 |
| Devamını oku |
| Yorumlayan Akif Armagan |
| 199 kayıtlı üye |
| 0 bugün |
| 0 dün |
| 0 bu hafta |
| 0 bu ay |
| En son üye: |
Sevoo |