Şifremi unuttum ! Siz de bize katılır mısınız ? Kayıt Olun
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
Üye Menüsü
SAVUNMA PDF Yazdır E-Posta
Yazan Onur SESİGÜR   
Pazar, 22 Haziran 2008

OnurHiçbir zaman anlaşılmak gibi bir derdim olmadı. Olmayacak da. İstediğiniz kadar bencil deyin, anlayan anlar anlamayana da bira ısmarlarım gibi bir görüşüm var.  

Anlaşılma kaygım yok demek, bir şeyler anlatmıyorum demek değil tabi ki. Anlıyorsunuz değil mi? En nihayetinde oturup beynimdekileri kusmak için yazı yazmıyorum. Onun için farklı sanat alanları var. Ama yanlış anlaşılmak. Orda bir duralım. 

      Bu sitede okuduğum yazıların bir çoğu “Ulusalcı” ve/ve ya “Ortanın Solu” gibi idealleri benimsemiş arkadaşlar tarafından yazılıyor anladığım kadarıyla. Ben böyle değilim. Öyle sanılmışım. Açık açık da söyleyeyim, bu yazıyı bunun için yazıyorum. 

      “Ulusalcılık”… Atatürk milliyetçiliği, Türkiyelilik diyorlar. Neden Atatürk’ü illa bir politik ideoloji içinde kullanma ihtiyacı duyuluyor. Bu adam politikadan başka hiçbir şey yapmadı mı? Nutuk’u okuduktan sonra Platon’un Devlet’i gibi gören var mı ? ( okumayan da vardır elbet ) Hiç zannetmiyorum. Halbuki incelendiğinde bu tatta bir kitaptır. “Nasıl” ı anlatır. Bir usta bir öğretmen olarak görüleceği yerde bir ilah bir tanrı gibi görülüyor Mustafa Kemal Bey. Bu kadar zeki bir adamın yazdıklarını neden yalnızca politika üzerinden algılıyorsunuz ey “Ulusalcılar” ? 

      Türkiyeliliğe gelirsek. Milliyetçilikten çok daha makul olduğunu kabul etmek gerekir elbet. Ama hala ortada bir “Ben buraya aidim” mevzuu var. Türk’üm denmiyor da Türkiye’ liyim deniliyor. Benim cevabım “Ben takım tutmuyorum” oluyor böyle durumlarda. Evet Türkiye de yaşıyorum, evet olanaklarından yararlanıyorum ama evet paşa paşa da vergimi ödüyorum. Yani bu kavramın da benim için bir sigorta şirketinden fazla önemi olduğunu ne yazık ki söyleyemeyeceğim. İşin duygusallık durumu olduğu söyleniyor. “Milli Duygular” falan diyorlar. Ben sanırım bu durumda biraz “Duygusuz” oluyorum. Türkiye’ nin totalde bakıldığında bir kavram olarak, işin içine spesifik insanları sokmadan diğer bir ülkeden ne gibi bir farkı var bunu anlayamıyorum. Burada doğdum, burada büyüdüm diye bir aidiyet mi hissetmeliyim? Şükretmeliyim öyle mi? Ya Kamboçya’da doğsaymışım… Peki ya refah düzeyi yüksek olan bir ülkede doğsaydım… Bu durumda Türkiye bana borçlu olmuyor mu? Hayır olmuyor… Ben de bu yüzden şükretmiyorum. 

      Bu aidiyet duygusu nedir yahu? Neden bir yere bir şeye bir kişiye ait olmak istiyoruz. İçgüdüsel bir duygu olabilir bunu kabul ediyorum. Ama medeniyet yolunda bir takım içgüdülerimizden vazgeçmeyi, onları dizginlemeyi öğrendik değil mi? Sokakta gördüğünüz bir karşı cinsin üzerine atlamıyorsunuz değil mi? ( atlayan da vardır elbet )  

      Bu bir zayıflıktır. Körü körüne bağlanmak, sorgulamadan inanmak… bunlar zayıflıktır. İnsan bu kadar zayıf olmamalı.  

“SEL OLSAN 
RÜZGAR OLSAN 
YAR OLMAM
İNANCINA 
 
"DAL" OLSAN 
D
İKEN OLSAN 
BA
ĞLANMAM FERMANINA”

  


Favori olarak ekle (41) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 665

  Yorumlar (14)
 1 Yazan Hakan Aslan, 22-06-2008 16:28
yazar kendince çok güzel açıklamış 
....paşa paşa da vergimi veriyorum,peki kendi paranı kazanıp vergi verecek seviyeye gelene kadar faydalandığın imkanlar aldığın eğitim ne olacak, 
duygusuzsan buna bi diyeceğimiz yok 
ama içgüdüleriyle dahi olsa ülkesini seven insanları karşı cinsin üzerine atlayan abazanlar kefesine koymaya hakkın yok, 
gerçi diğer yazılarınla birlikte düşününce tutarlı bir bütün oluşturuyor hepsi.
 2 Yazan Bu e-posta adresi spam botlar tarafından korunmaktadır, Görüntülemek için javascript açık olmalı. , 22-06-2008 21:09
Sevgili Hakan, 
 
1) O faydalandığım imkanları ve eğitimi başka bir ülke de alma şansım yok değil mi çünkü? Türkiye dışında her hangi bir yer bunları sağlamıyor. (sağlayan da var sağlamayan da ) 
 
2)Hakan Freud bilir misin? 
 
Esenlikler 
 
Onur Sesigür
 3 Yazan Hakan Aslan, 23-06-2008 03:22
freud bilmiyorum malesef:D 
peki ülkeye minnettar değilsin anladık,senin ateşli bi devlet düşmanı olduğunu da düşünmüyorum gerçi ,genel için bir soru kendini bu ülkeye ait hissetmeyen insanların (kendilerince haklılar,gayet normal,olabilir)büyük çoğunluğunun devlet düşmanı kesilmesini nasıl açıklarsın,ya da freud açıklar mı:D
 4 Yazan Bu e-posta adresi spam botlar tarafından korunmaktadır, Görüntülemek için javascript açık olmalı. , 23-06-2008 13:28
Sevgili Hakan, 
 
onu freud un açıkladığını zannetmiyorum :D. 
 
ama kendimce ben açıklayayım.( hatta açıklamıştım yazıda ) 
 
Peki ya refah düzeyi yüksek olan bir ülkede doğsaydım& Bu durumda Türkiye bana borçlu olmuyor mu? Hayır olmuyor& 
 
devlet düşmanı kesilen arkadaşlar bunu anlamıyor. 
 
Esenlikler 
 
Onur Sesigür
 5 Yazan Bu e-posta adresi spam botlar tarafından korunmaktadır, Görüntülemek için javascript açık olmalı. , 26-06-2008 05:16
Sayın Sesigür, 
aidiyet anlayışına karşı olduğunuzu yazmışsınız. O halde sizin için anneniz ile Kamboçyalı kadının bir farkı olmamalı. Aile de bir aidiyetin sonucudur. Ve "kan"a dayanır. Oysa millet "kan"a değil "kültür"e dayandığı için çok daha medeni bir aidiyet biçimidir. 
 
İsteseniz de istemeseniz de birşeylere aitsiniz. Bu millet olabilir, ümmet olabilir, sınıf olabilir, aile olabilir, ideolojik kamp olabilir. Ne olursa olsun birilerini diğer birilerinden daha fazla özümsersiniz. Ve bu ayıp değildir...
 6 Yazan Bu e-posta adresi spam botlar tarafından korunmaktadır, Görüntülemek için javascript açık olmalı. , 26-06-2008 18:29
Merhaba B.Doğan, 
 
1) "kan" mı? "kan" öyle mi? aile ilişki ve dinamiklerini "kan" üzerinden açıklamak ilginç olmuş. "kan"! hımm evet. 
 
2) aileme duyduğum duygunun aidiyet olduğunu nereden çıkardınız? her çocuk annesine ait çünkü değil mi? "kan" mevzuundan hani...her ilişkinin çıkara dayandığını kabul etmekle beraber sevgi nin aidiyetle ölçülmesi ancak biz "Türk"lerden beklenebilir bir davranıştır diye düşünüyorum. 
 
3) basit bir denklem: 
 
ayıp eşit değildir zayıflık!! 
 
4) verdiğiniz örnek bir belden aşşağı vurma çabası olup hiç hoş değildir. lütfen daha mantıklı önermelerle geliniz. 
 
Esenlikler 
 
Onur Sesigür
 7 Yazan Bu e-posta adresi spam botlar tarafından korunmaktadır, Görüntülemek için javascript açık olmalı. , 27-06-2008 19:38
Sayın Sesigür, 
Öncelikle masadımın belden aşağı vurmak oladığını belirtmek isterim. Ben sadece insanın istese de istemese de bir gruba ait olduğnu göstermek istedim. 
 
Elbette aile sadece kana bağlı bir aidiyet değildir.Ama tüm insanlara sorsanız en çok bu cevabı alırsınız. Kan bağı olmasa dahi insanlar kendlerini ailelerine bağlı hisseder. Sonuç olarak muhakkak aidiyet vardır. 
 
Tüm ilişkilerin çıkara dayandığını kabul etmiyorum. Bir annenin çocuğu için ölüme gitmesinde nasıl bir çıkar görüyorsunuz. Diyelim inananlar bunu "cennet" vaadi için yapıyor, ama aynı tavırı Ateist bir annenin de gösereceğinden şüphem yoktur. 
 
Tüm samimiyetimle soruyorum ve sizin de aynı samimiyetle cevaplayacağınza inanıyorum: 
Kendinizi ait hissettiğiniz hiçbir grup yok mu? Aile, millet, toplumsal sınıf, idelojik kamp, arkadaş grubu, siyasal parti vs. vs... 
 
Her insan özeldir. Sizin bahsettiğiniz gibi tüm insanların bölünmeden "sadece" insanlığa aidiyet hissetmesi için tektip olmak gerekir! Bu yüzden bu da mümkün değildir...
 8 Yazan Bu e-posta adresi spam botlar tarafından korunmaktadır, Görüntülemek için javascript açık olmalı. , 14-07-2008 17:57
B.Dogan, 
 
arastir: alturizm  
 
Esenlikler 
 
Onur Sesigur
 9 Yazan müge alparslan, 16-07-2008 15:42
"Bu aidiyet duygusu nedir yahu? Neden bir yere bir şeye bir kişiye ait olmak istiyoruz. İçgüdüsel bir duygu olabilir bunu kabul ediyorum. Ama medeniyet yolunda bir takım içgüdülerimizden vazgeçmeyi, onları dizginlemeyi öğrendik değil mi? Sokakta gördüğünüz bir karşı cinsin üzerine atlamıyorsunuz değil mi? ( atlayan da vardır elbet )  
 
Bu bir zayıflıktır. Körü körüne bağlanmak, sorgulamadan inanmak& bunlar zayıflıktır. İnsan bu kadar zayıf olmamalı."  
 
Milletime, milliyetime, ülkeme, vatanıma, devletime, aileme karşı bir aidiyet duygusu hissediyorum.Çünkü ben bu milletin evladıyım, bu ülkenin çocuğuyum, bu vatanda dünyaya gözümü açmışım, bu devlet sayesinde yaşıyorum, beni koruyup kollayan beni seven bir ailem var. Bunları inkar edemem. Bunlara karşı bir aidiyet duymam da gayet doğaldır, zayıflık olarak bakılamaz. İnsanlar sadece tek başına yaşamak için yaratılmamış bu dünyada ister istemez bir aidiyet duygusuna sahibiz. Siz de "Ben hiç bir şeye ait değilim, tamamen bireysel yaşıyorum" diyemezsiniz. İsterseniz içgüdüsel deyin isterseniz başka sebepler bulun. İnsanların çoğunda bulunan bu duyguya üstesinden gelinememiş bir içgüdü olarak bakamazsınız. İnsanların çoğunda olduğuna göre sizin farklı bakış açınız sadece sizin bir fikriniz olarak kalır. Bir gerçeği ifade etmez. Bu içgüdününde ötesinde birşeydir.. İnsanları birbirine bağlayan bir duygudur. Aidiyet duygusunu bu ucuz, sokak örneğiyle çürütmeye çalışmanız ilginç olmuş. Ayrıca nereden biliyorsunuz aidiyet duygusuna sahip olanların körü körüne bağlandığını?
 10 Yazan Bu e-posta adresi spam botlar tarafından korunmaktadır, Görüntülemek için javascript açık olmalı. , 18-07-2008 02:26
Sesigür, 
 
Ödev yerine sorularıma cevap verirseniz tartışmanın daha iyi bir seyirde gelişeceğini düşünüyorum...
 11 Yazan Bu e-posta adresi spam botlar tarafından korunmaktadır, Görüntülemek için javascript açık olmalı. , 18-07-2008 11:53
B.Doğan, 
 
nullTüm ilişkilerin çıkara dayandığını kabul etmiyorum. Bir annenin çocuğu için ölüme gitmesinde nasıl bir çıkar görüyorsunuz. Diyelim inananlar bunu "cennet" vaadi için yapıyor, ama aynı tavırı Ateist bir annenin de gösereceğinden şüphem yoktur.  
 
Bu çok tartışılmış bir mevzuudur. Bu benim kişisel fikrimdir elbet ancak verdiğim Altrüizm örneğini şunu için verdim. 
 
&Altrüizmin (kendini-feda ahlakının) benimsenmiş olmasının psikolojik sonuçlarından birisi; ahlak meselesine, insanın normal hayat şartlarının değil, olağanüstü şartların belirlediği bir bağlamda yaklaşılmasıdır. "Şöyle bir insana, şöyle bir günlük meselede nasıl davranırsın?" gibi sorular yerine, "Boğulmakta olan bir insanı kurtarmak için, hayatını tehlikeye atarmıydın?" veya "Batan bir teknedeki tek can yeleğini, karına mı verirdin, kendine mi?" gibi sorular ortaya atılır. 
 
Böyle bir yaklaşım, aşırı altrüist karakter yapısını ele vermektedir: 
 
a) Kendine-saygı-ve-güvenden yoksundurlar; çünkü, değerler alanında ilk meseleleri, hayatlarını nasıl inşa edecekleri değil, onu nasıl feda edecekleridir. 
 
b) Başkalarına saygıdan yoksundurlar; çünkü, insanlığı, sefalete mahkum, sürekli yardım bekleyeyen, dilenen bir zavallılar sürüsü olarak görmektedirler. 
 
c) Realiteyi bir kabus olarak görmektedirler; çünkü, insanlığı, felaketlerin sürekli ve temel bir konu olacağı, bedhah bir evrene hapsolmuş zannetmektedirler. 
 
d) Ahlaka karşı müthiş bir kayıtsızlık içindedirler; çünkü, soruları, kendi hayatlarının aktüel problemleriyle hiç ilgisiz, belki ömürleri boyunca hiç karşılaşmayacakları durumlarla ilgilidir; yani, normal hayatlarına rehber olacak bir ahlak sistemi yerine, sadece istisnai hallerde rehber olacak davranış kurallarıyla ilgilenmektirler& 
 
 
Bu davranış biçimi az çok her insanda bulunur ve hormonel olarak açıklanabiliyor. 
 
nullTüm samimiyetimle soruyorum ve sizin de aynı samimiyetle cevaplayacağınza inanıyorum:  
Kendinizi ait hissettiğiniz hiçbir grup yok mu? Aile, millet, toplumsal sınıf, idelojik kamp, arkadaş grubu, siyasal parti vs. vs...
 
 
Bakın, aidiyeti her türlü hoş duygu üzerinden tanımlıyorsunuz. Sevdiğim şeyler var elbette. Ancak onların bir parçası gibi hissetmek zorunda olduğumu düşünmüyorum o kadar. 
 
nullHer insan özeldir. Sizin bahsettiğiniz gibi tüm insanların bölünmeden "sadece" insanlığa aidiyet hissetmesi için tektip olmak gerekir! Bu yüzden bu da mümkün değildir... 
 
Öyle mi? Neden? Sadece insanlığa aidiyet neden tektipleştirme yaratsın? Biz sadece genlerimizden gelen emirleri uygulayan robot varlıklar mıyız? Çevremizde ait olacak bir şey olmazsa sadece tüm insanlıkta ortak olan şeylerin mi üzerine gidiyoruz? Bu önermenizi temellendiremedim.  
 
 
Esenlikler 
 
Onur Sesigür
 12 Yazan Bu e-posta adresi spam botlar tarafından korunmaktadır, Görüntülemek için javascript açık olmalı. , 18-07-2008 11:58
Müge Alparslan, 
 
Milletime, milliyetime, ülkeme, vatanıma, devletime, aileme karşı bir aidiyet duygusu hissediyorum.Çünkü ben bu milletin evladıyım, bu ülkenin çocuğuyum, bu vatanda dünyaya gözümü açmışım, bu devlet sayesinde yaşıyorum, beni koruyup kollayan beni seven bir ailem var. Bunları inkar edemem. Bunlara karşı bir aidiyet duymam da gayet doğaldır, zayıflık olarak bakılamaz. 
 
Saydığınız kavramlara karşı duygusal bir takım hisler hissetmeniz elbette doğal. Yalnız bu duygunun neden illa aidiyet olması gerektiğini sorguluyorum ben. Ve hayır bence zayıflık olarak görülür. 
 
İnsanlar sadece tek başına yaşamak için yaratılmamış bu dünyada ister istemez bir aidiyet duygusuna sahibiz. Siz de "Ben hiç bir şeye ait değilim, tamamen bireysel yaşıyorum" diyemezsiniz.  
 
En azından bağımsız düşünebilecek kadar kendimi bir takım şeylerden kopardım. Ya siz? 
 
İsterseniz içgüdüsel deyin isterseniz başka sebepler bulun. İnsanların çoğunda bulunan bu duyguya üstesinden gelinememiş bir içgüdü olarak bakamazsınız. İnsanların çoğunda olduğuna göre sizin farklı bakış açınız sadece sizin bir fikriniz olarak kalır.  
 
Dünya Çoğulcu Demokrasi ile dönmüyor bildiğiniz gibi. Sizin bu örneğinize göre farklı bir şey söyleyen her hangi birinin olası genel geçer düşüncesi , söylediğinin niteliğini bakılmaksızın yalnızca kişisel fikir olarak addediliyor. Neden? Çünkü bir tek bu salak bunları söylüyor.  
 
Bu içgüdününde ötesinde birşeydir.. İnsanları birbirine bağlayan bir duygudur. Aidiyet duygusunu bu ucuz, sokak örneğiyle çürütmeye çalışmanız ilginç olmuş.  
 
Temelde bütün içgüdülerin aynı noktadan çıktığını düşünürsek, aidiyeti bu kadar kutsallaştıran, bu örnekten rahatsızlık duyulacak seviyeye getiren, yine ait olmayı tercih edenlerdir.  
 
Ayrıca nereden biliyorsunuz aidiyet duygusuna sahip olanların körü körüne bağlandığını?  
 
Bilmiyorum, ait olanlar bana bunu söylüyor. 
 
 
Esenlikler 
 
Onur Sesigür
 13 Yazan Hakan Doğan, 21-07-2008 15:16
belediyenin aldığı yıkım kararına karşı öğrenci konseyinin hazırladığı bildiride bile Atatürk var, 
daha ne diyeyim o bildiriyi yazanlar bu yazıyı mutlaka okumalılar
 14 Yazan murat, 21-08-2008 15:17
ne olursa olsun hiçbir düşünceye körü körüne bağlanmamak gerekli, 
ister dindarlık,ister atatürkçülük,ister devrimcilik isterseniz ülkücülük, 
hepsinin kötü yönleri elenip iyi yönleri alınmalı,sürekli bir gelişme ve yenilenme içinde olmak için daima yeni fikirlere açık olunmalı

Yorum yaz
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
  • 'Gönder' düğmesine basmadan önce yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
  • Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
İsim:
E-posta:
BBCode:Web AddressEmail AddressBold TextItalic TextUnderlined TextQuoteCodeOpen ListList ItemClose List
Yorum:

Güvenlik kodu:* Code
Ek yorumlar konusunda bana e-posta aracılığı ile ulaşılmasını istiyorum.

Son Güncelleme ( Pazar, 22 Haziran 2008 )
 
Merhaba              |  Hoşgeldiniz

TOPLULUKLARIMIZ

ETKİNLİK TAKVİMİ

« < Şubat 2012 > »
P S Ç P C C P
30 31 1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 1 2 3 4

Fotoğraflar


odtu3

Son Yorumlar

ODTÜ'lü Öğrencilerden Kardeş O...
siz erzurum/şenkaya gelmiştiniz ben bütün ablalarıma ve abi...
16/03/11 23:05
Devamını oku
Yorumlayan mertcan bülbül

DEVRİMCİLİK VE DEVRİMCİLER
yayın organlarından bulduğunuz kulaktan dolma bilgilerle bur...
07/11/10 13:53
Devamını oku
Yorumlayan hackeer

İade-i İtibar
thyo hakkında okuduğun kitapların gerçek olduğunu varsayarak...
03/10/10 03:15
Devamını oku
Yorumlayan EFEKAN DEMİR

BENİM OĞLAN Bİ TANE VURMUŞ
Igrenc bir olay. Babanin ve oglun kalitesi ortada. Gericilik...
22/09/10 18:10
Devamını oku
Yorumlayan Akif Armagan

İSTATİSTİK

199 kayıtlı üye
0 bugün
0 dün
0 bu hafta
0 bu ay
En son üye: Sevoo offline

SİTEDEKİLER

Şu anda 1 ziyaretçi çevrimiçi
Çevrimiçi Üye Yok