Şifremi unuttum ! Siz de bize katılır mısınız ? Kayıt Olun
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
Üye Menüsü
ANASAYFA arrow YAZARLAR arrow Oğuz Ersagun arrow BU BİR SEVR YAZISIDIR... II
BU BİR SEVR YAZISIDIR... II PDF Yazdır E-Posta
Yazan Oğuz Ersagun   
Cumartesi, 02 Şubat 2008

OYNANAN OYUN, OYUNCULAR, FİGÜRANLAR VE İFTİRALAR-2

 
Çanakkale Mevzuu

 
     Büyük Sevr Paranoyası diyerek, yazımızın bir önceki bölümünü noktalamıştık. Kutuplaştırılmaya çalışılan bir milleti ve bu kutuplaştırma çabalarının odak noktasındaki zatların isimlerini telaffuz etmeden onların kimler olduklarını siz değerli okurlara bildirmiştim. Daha da teferruatıyla inceleyebileceğimiz bu olayları, yazının –daha kaç bölüm süreceğini bilemiyorum- ilerleyen bölümlerinde incelemeye devam edeceğiz. Yazımızda Sevr Örneği yazısından -bütününe sadık kalarak- alıntılar yapmaya devam edecek ve bunları yorumladıktan sonra daha derin analizleri yapmayı siz değerli okurlara bırakacağım.

 

      Saatler, günler hatta yıllar değil zamanı yaklaşık bir asır geriye alıp arkamıza yaslanalım. Balkan Harbi koskoca bir Türkiye’yi vurmuş, ülke yine kendisini koca bir savaşın içinde bulmuştur; I. Cihan Harbi… İktisadi korumacılık politikası iktisadi hürriyetçilik karşısında yenik düşmüş, yeni ekonomik politika da uygulama sahasında ehil eller bulamamıştır. Batılılaşma çabaları da ülke içerisinde gerekli cevabı bulamamıştır. –bu noktada sayfalar dolusu medeniyet yazıları yazabiliriz ama ben bunları ilerde yazılmak üzere erteliyorum- Önce I. Cihan Harbi’nin belki de en önemli muharebesi olan Çanakkale Muharebesi’nin sonuçlarını idrak etmeye çalışalım. 

 

      Çanakkale’nin en önemli sonuçlarından birisi millet oldukları gerçeğini Türklere hatırlatmasıdır. Osmanlı Devleti içerisinde yaşayan farklı kavimler, Osmanlı’nın zayıf düşmesini fırsat bilerek devlet hayaliyle bir yandan Osmanlı’dan ayrılmak için mücadele ederken, diğer taraftan da Osmanlı topraklarında gözü olan devletlerle işbirliğine girerek Osmanlı Devleti’ne ve Türk Milleti’ne ihanet etmişlerdir. Keza, devlet kademelerinde yüksek mevkileri işgal eden zevat Türk Milleti’ni hor görmüş, gayr-ı Türklere birçok imtiyazlar tanımıştır. Yeniçeri Ocakları’nın bozulup kapatılması, tımar sisteminin yok olması neticesi ordu, sadece Türklerden müteşekkil bir hâlde, yetersiz komutanlarla idare edilmeye çalışılmış, fakat muvaffak olunamamıştır. Devlet hayaliyle yola çıkanların Balkan’larda patlak verdirttiği savaşın kaybı hem Türk Milleti’nin inancını kırmış hem de toplum içerisinde birleşmeye mahal vermeyecek ayrılıklar vücuda getirmiştir. Bütün bunların neticesi olarak Osmanlı Devleti’ni ve himayesi altında bulunan toplumu bir arada tutmak için Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında bazı fikir akımları -Osmanlıcılık, İslamcılık vb.- ortaya atılmış, fakat saray çevresi ve mütefekkirler dışında halka pek de inilememiştir. 

 

     Yıllarca ordu içerisinde devlet için kan dökenler Türkler olduğu hâlde, Osmanlı Devleti bir Türk devleti olduğu hâlde, zamanın mütefekkirleri ve idare adamları Türklerin nasılsa devlet himayesinde olduğundan hareketle, Türk toplumuna yeterli ilgiyi göstermemişlerdir. Hâkim olunan topraklarda yaşayan bütün etnik unsurlara karşı gösterilen hoşgörü politikası bu unsurların kimliklerini koruduğu gibi, Anadolu’yu Türkleştiren Türk boylarının ve unsurlarının millî kimliklerinin –kendi kendilerine korunmuş olsa da- geliştirilmesi devlet eliyle sağlanamamıştır. Çanakkale; vatanın ve devletin gerçek sahiplerini –özellikle Türk Milleti’ne- göstermesi bakımından önemlidir. Benliğini ve kimliğini unutmayan Türkler, binlerce yıldan beri getirdikleri Türk Milleti şuurunu Çanakkale’de sergilemişlerdir. Millî Mücadele’nin başlaması için fitil ateşlenmiş, millet olma bilinci bütün Türklerde mevcut hâle gelmiştir.

 

     Çanakkale Zaferi’nin en önemli sonuçlarından birisi de Türk Milleti’nin iki yüz elli bine yakın şehit vermesidir. Bu büyük rakamın daha çarpıcı tarafı ise, şehitlerin büyük kısmının subay olması yani Türk Milleti’nin aydın kesimleri olmasıdır. Bütün öğrencileri Çanakkale’de şehit düşen Tıbbiye’nin 1921’de mezun vermemesi, İstanbul’da birçok lisenin mezun vermemesi, Kayseri Lisesi’nin mezun vermemesi, eğitimli birçok gencin şehit verilmesi, Türk Milleti’nin sahip olduğu aydın kesimin büyük bölümünün kaybedilmesi anlamını taşımaktadır. Millî Mücadele neticesinde kurulan Türkiye Devleti bu eğitimli insan açığını kapatmakta hayli zorlanmıştır. Genç devletin sahip olacağı büyük okur-yazar kesimi Çanakkale’de destanlar yazarak şehit verilmiştir. Yeniden filizlenen Türk tefekkür dünyası, Türk çocukları, Türk sanayii, -çoğunluk olarak- savaştan kaçıp devletin kurulmasıyla yurda gelenlere terkedilmiştir. Türk Milleti’nin bağımsızlığı için mücadele eden eğitimli insanların sayısı bunların yanında hayli azdır. 

 

     Çanakkale Zaferi, o günler için ve –bilinmese de- daha sonraki yıllar için hem dünya siyasetine hem de Türkiye’ye etki edecek bir olaya daha sahne olmuştur. Bu da; Çanakkale’den Çarlık Rusya’ya İtilaf Devletlerince götürülemeyen yardım sebebiyle savaştan çekilen Rusya’da Bolşevik İhtilali’nin patlak vermesidir. Bolşevik İhtilali ile Rusya, komünist sistemle tanışmış ve dünyada kendisini daha çok hissettirmeye başlayan bir metodu uygulamaya koymuştur: İdeolojik Harp. Rus Milleti’nin ülküsü olan sıcak denizlere inme politikası Çarlık Rusya’nın girdiği I. Dünya Harbi’yle başarılamayınca, Komünist Rusya komünizm ideolojisi ile bu hayalin peşine düşmüş ve hızla komünist ideolojiye hizmet edecek köleler aramaya ve onları eğitmeye başlamıştır. Çanakkale’de kaybettiğimiz mütefekkirlerimizin yokluğu sebebiyle millî hasletleri kuvvetli aydınlarımızın yetersiz kalması neticesi millî hassasiyetler bakımından zayıf,  Millî Mücadele’den kaçmış kişilerin eğitimde, sanatta, edebiyatta ağırlık kazanmaları ve bu kişilerin özellikle Türk gençlerini millî şuur ve millî hassasiyetler mevzuunda donanımlı yetiştirmemeleri sebebiyle komünizm Türk gençlerinin beyinlerine rahatlıkla girme imkânı kazanmıştır.

 

     Çanakkale Muharebeleri’nde kaybedilen aydın sınıfın önemini bir kez daha hatırlatıp, Rusya’nın Bolşevik İhtilali ile Türkiye için oynadığı rolü unutmamak kaydıyla yazı dizimizin ileriki kısımlarında bunlara tekrar değinmek üzere tarih yolculuğumuza devam edeceğiz… 

Yazının birinci bölümünü okumak için tıklayın 


Favori olarak ekle (50) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 655

  Bu yazıya ilk yorumu yazın

Yorum yaz
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
  • 'Gönder' düğmesine basmadan önce yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
  • Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
İsim:
E-posta:
BBCode:Web AddressEmail AddressBold TextItalic TextUnderlined TextQuoteCodeOpen ListList ItemClose List
Yorum:

Güvenlik kodu:* Code
Ek yorumlar konusunda bana e-posta aracılığı ile ulaşılmasını istiyorum.

Son Güncelleme ( Cumartesi, 02 Şubat 2008 )
 
Merhaba              |  Hoşgeldiniz

TOPLULUKLARIMIZ

ETKİNLİK TAKVİMİ

« < Şubat 2012 > »
P S Ç P C C P
30 31 1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 1 2 3 4

Fotoğraflar


odtu14

Son Yorumlar

ODTÜ'lü Öğrencilerden Kardeş O...
siz erzurum/şenkaya gelmiştiniz ben bütün ablalarıma ve abi...
16/03/11 23:05
Devamını oku
Yorumlayan mertcan bülbül

DEVRİMCİLİK VE DEVRİMCİLER
yayın organlarından bulduğunuz kulaktan dolma bilgilerle bur...
07/11/10 13:53
Devamını oku
Yorumlayan hackeer

İade-i İtibar
thyo hakkında okuduğun kitapların gerçek olduğunu varsayarak...
03/10/10 03:15
Devamını oku
Yorumlayan EFEKAN DEMİR

BENİM OĞLAN Bİ TANE VURMUŞ
Igrenc bir olay. Babanin ve oglun kalitesi ortada. Gericilik...
22/09/10 18:10
Devamını oku
Yorumlayan Akif Armagan

İSTATİSTİK

199 kayıtlı üye
0 bugün
0 dün
0 bu hafta
0 bu ay
En son üye: Sevoo offline

SİTEDEKİLER

Şu anda 2 ziyaretçi çevrimiçi
Çevrimiçi Üye Yok