KAMPÜSTE YAŞANAN ŞİDDET OLAYLARI ULUSAL BASININ GÜNDEMİNDE Geride bıraktığımız son iki haftada; 23 Ekim tarihinde gerçekleşen Şehitlere Saygı Yürüyüşü'nün duyurulmasında ve gerçekleştirilmesinde aktif bir şekilde rol alan üç öğrenciye belli gruplar tarafından yapılan saldırılar, sonunda ulusal basında da yer buldu.
Kampüste gercekleştirilen saldırıların özeti şöyle;
İlk olarak 20 Kasım Salı akşamı stadyum bölgesindeHazırlık Sınıfı Öğrencisi Deniz Kılıç’a 6 kişi tarafından saldırılması ile patlak veren , ardından 24 Kasım Cumartesi gecesi saat 00:20 sularında bıçaklı 4. yurt baskını ve 4 Aralık Salı akşamı 20:00 civarında yurtlar bölgesinde 10-12 kişilik bir grup tarafından Mustafa Altay Sönmez’e saldırılması tüm gözleri okulumuza cevirdi.
Tercüman gazetesi yazarlarından Sn Behiç Kılıç'ın Yazısı;
ODTÜ'de Atatürkçü öğrencilere saldırı!
ORTADOĞU Teknik Üniversitesi öğrencilerinden bir mektup aldım. Saldırıya uğradıklarını ve bu durumu yazmamı istiyorlar!..
Onların satırları ile, olan bitenlerden biri şöyle... 24 Kasım 2007 Cumartesi günü gece saat 00:20 sularında 4. Yurt'ta ikamet eden ODTÜ öğrencisi --- (Öğrencinin adını açıklamak istemiyorlar) odasında bir grup tarafından saldırıya uğradı ve darp edildi. Okulun çeşitli forumlarında görüşlerini dile getirdiğinden ve 23 Ekim tarihinde gerçekleşen ODTÜ Şehitlere Saygı Yürüyüşü'nün duyurulması ve gerçekleştirilmesi çalışmalarında yer alan ve bu nedenle daha önce de bölücü olarak bilinen gruplar tarafından tehdit aldığını belirten --- kendisine karşı yapılan saldırıyı jandarmaya intikal ettirdiğini belirtti...
Kendisi olayı şöyle anlatıyor; "24 Kasım Cuma günü saat 00:20 sularında odamda ödevimi yapmaktaydım. Ani bir şekilde oda kapısı açılarak --- sen misin? diye bağırarak 4 kişi girdi. Odama girişleriyle üzerime saldırmaları arasında beş saniye geçmedi. Genelde iri yapılı kişilerdi. Kendimi korumak için masamdan yatağıma atlayarak geçtim. Ne yapacağımı bilmez bir duruma gelmiştim. Çıkan gürültüyle kattaki insanlar odalarından koridora çıkmıştı. Aralarından biri daha sonra oda kapısını tutmaya başladı. Sanırım katta insanların iyice biriktiğini gördüklerinden birbirlerine yeter diye seslenip odadan kaçmaya başladılar. Arkalarından, tüm tehlikeyi göze alarak koşmaya başladım odam danışmaya yakın olduğundan seslerden şüphelenmişlerdi. Odamdan çıkınca saldırının sadece odama giren dört kişiden ibaret olmadığını fark ettim. Danışma memuru ile beraber yurt kapısına doğru yöneldim. Yurt kapısından dışarı çıktığımda odama giren kişilerden olan biri diğerine ''BIÇAĞI VER, BIÇAK NERDE!" diye seslenerek eline BIÇAĞI ALDI. Bıçağı havaya kaldırıp, ''Ecelinize mi susadınız'' şeklindeki tehditlerle kalabalığın üzerine koştu, biriken yurt öğrencileri yurda kaçtı, danışma memuru kapıyı kapadı, ayağı ile de destekledi, bıçaklı olanlardan biri danışma memurunun üzerine saldırmaya başladı. Elinde bıçak olduğunu tahmin ettiğim bir diğeri, ki gördüğüm kadarıyla öyleydi, benim üzerime gelmeye başladı aniden. 3. Yurt tarafına doğru canımı kurtarmak için kaçmaya başladım. Stadyum tarafına doğru uzun süre kovalandım. Odamda aniden saldırıya uğradığımdan dışarıya uygun kıyafetim yoktu. Bu halimle izimi kaybettirip Sağlık Rehberlik Merkezi'ne ulaştım. Sağlık Rehberlik Merkezi'nin Acil kısmına girdiğimde birçok okul personelinin orda olduğunu görerek rahatladım. Adli Tıp'tan darp edildiğime dair rapor aldım. Bu raporu ilgili tüm birimlere ilettim. Bu yaşadıklarım odamda bile güvenli olmadığımı bana acı bir biçimde gösterdi. Saldırıyı yapan ve yardım eden tüm kişilerin gerekli olan cezayı alabilmesi için hukuki süreci takip edip tüm mercilere bildirdim."
Olay dehşet verici, olayın ardındaki iddia ise vahim... Bu olayı bana duyuranlar, şu notu eklemişler...
"Adım Ş.Y. Çok önemli olduguna inanıyorum. ODTÜ'de öğrencilerin oldürülmesine engel olmak ancak böylesine şiddet olaylarına karşı, tepki yaratmak ile olunur. ODTÜ'de PKK maskeli olarak, öğrencileri, öğretim üyelerini tehdit etmektedir. 2006 yılında bölüm başkanları ile başlayan olaylar. Yurtlara bıçaklı saldırganların odaları basarak tehditleri ile gelmeye başladı. ODTÜ'deki özellikle Cumhuriyetci, Cumhuriyet Yürüyüşçüsü öğrencilerine karşı 2006 yılında başlayan saldırılar, 23 Ekim 2007'deki TERÖR'Ü protesto yürüyüşü ile doruğa çıktı".
ODTÜ'lüler, "ODTÜ Rektörleri'nin bu saldırı faillerine karşı duyarsız davrandığı" düşüncesindeler!...
PKK'nın, üniversiterde çeteler halinde dolaştığı belirtiliyor ve bakın şunlar da ilave ediliyor...
"ODTÜ mezun dernekleri anti demokratik cetelerin -locaların elindedir. Bölücü -tarikatçı unsurların elindedir. ODTÜ'de Atatürkçüler, Türkiye Cumhuriyeti'ni savunanlar bıçaklanıyor, dövülüyor. Nereden geldikleri belli olmayan maskeli çetelere karşı REKTORLÜK kılını kıpırdatmıyor. Öğretim üyeleri maskeli PKK çetelerince saldırıya uğruyor..."
Tükiye'nin en önemli üniversitesinden, Başkent'indeki üniversitesinden yükselen sesler böyle...
İlgilenen olursa!..
ilgili Link: http://www.tercuman.com.tr/
Behi Kılıç; ODTÜ Mezunlar Derneğinden gelen tepkiler üzerine 05.12.2007 tarihinde ODTÜ Kriterleri başlıklı ikinci bir yazı yazıyor;
Ortadoğu Teknik Üniversitesi öğrencilerinden, bir takım vahim iddiaları içeren bir mektup almış ve bu mektubu yayınlamıştım... Mektup, üniversitede türeyen çetelerin bıçaklı saldırılarını anlatıyordu...
Bu arada, yönetime, güvenlik birimlerine ve Üniversiteínin mezun derneklerine ilişkin bazı ithamlar da yer alıyordu...
Gök kubbe altında, "gizli" iddia kalmaması amacı ile ve...
Öğrencilerin can güvenliği ile ilgili konuların, herkesi ilgilendirmesi gerektiği inancı çerçevesinde...
Tartışılsın diye...
Bize ulaştırılan mektubun satırlarını kısıtlamadan aksettirdik...
Yazının son bölümlerinde şu satırlar mevcut...
"ODTÜ'de PKK, maskeli olarak öğrencileri, öğretim üyelerini tehdit etmektedir. 2006 yılında bölüm başkanları ile başlayan olaylar. Yurtlara bıçaklı saldırganların odaları basarak tehditleri ile gelmeye başladı. ODTÜ'deki özellikle Cumhuriyetçi, Cumhuriyet Yürüyüşçüsü öğrencilerine karşı 2006 yılında başlayan saldırılar, 23 Ekim 2007'deki TERÖR'Ü protesto yürüyüşü ile doruğa çıktı."
ODTÜ'lüler, "ODTÜ Rektörleri'nin bu saldırı faillerine karşı duyarsız davrandığı" düşüncesindeler!...
PKK'nın, üniversiterde çeteler halinde dolaştığı belirtiliyor ve bakın şunlar da ilave ediliyor...
"ODTÜ mezun dernekleri anti demokratik çetelerin - locaların elindedir. Bölücü -tarikatçı unsurların elindedir. ODTÜ'de Atatürkçüler, Türkiye Cumhuriyeti'ni savunanlar bıçaklanıyor, dövülüyor. Nereden geldikleri belli olmayan maskeli çetelere karşı REKTORLÜK kılını kıpırdatmıyor. Öğretim üyeleri maskeli PKK çetelerince saldırıya uğruyor..."
Ve gelen tepkiler...
ODTÜ Mezunları Derneği adına, Himmet Şahin imzası ile şöyle bir açıklama aldım, deniliyor ki:
"Bilinmelidir ki, ODTÜ ve ODTÜ Mezunları Dernekleri , Demokratik, Laik, Cumhuriyet değerlerine sıkı sıkıya bağlı, barışa ve kardeşliğe saygı duyan, referansı bilim ve aklın üstünlüğü olan ve bu inançlar doğrultusunda bedeller ödemiş ve ödemeye her zaman hazır bir anlayışı ilke edinmiştir.
3.11.2007 tarihli halkın ve olayların Tercümanı köşe yazarlarından Behiç Kılıç'ın ODTÜ ve ODTÜ Mezunları Dernekleri adına çıkan provokatif ve basın etiğine uymayan yazınızı kınıyoruz..."
Eyvallah!..
Yazımızı "Provokatif ve basın etiğine uymadığı" değerlendirmesi ile kınayan bu muhterem zevatın canı sağ olsun...
Yalnız, bendeniz acizane şunu arz etmek istiyorum...
Muhterem hazirun; söz konusu olan bu okulun şu anda can güvenliği endişesindeki, Cumhuriyet çocukları, öğrencilerdir... Bence beni, kaynar kazanda haşlayabilirsiniz de, o çocukların şikâyetleri ile de ilgili bir seferberlik durumu düşünür müsünüz acaba?..
Bilinmelidir ki; bendenize bu durumları ileten hassas kişiler de , sizler ile aynı derneğe mensup, ODTÜ mezunlarıdır... Onlar diyorlar ki; "ODTÜ'de öğrencilerin oldürülmesine engel olmak ancak böylesine şiddet olaylarına karşı, tepki yaratmak ile olunur..." Tekrarlayayım, bu satırları da bana, ODTÜ mezunları iletiyor...
Dernek Başkanı Himmet Bey'in sözleri müthiştir, ne kadar da hoştur... "Demokratik, Laik, Cumhuriyet değerlerine..." bağlı bu saygın derneğimize öyle yan bakmak falan haddimiz değildir de...
Demokratik, laik, Cumhuriyet değerlerine bağlı öğrencilerin güvenlikleri ile ilgili endişeler bizi ayaklandırmıştır işte...
Ve de bu çerçevede...
Elbette, sadece söz konusu dernekten değil, "içerdeki" bazı kaynaklardan da önemli bilgilerin içerdiği mesajlar aldık...
Ne Sorosçular, ne cumhuriyet düşmanları, ne ilişkiler, neler neler!..
Elbette yazacağız...
Bir mektubu da, bilgi olarak aktarayım da belki ilgilenen çıkar... "Sayın Yazar bu olay gerçekten ilk değil yazınızın bahis konusu olaydan 1 hafta önce gene ODTÜ spor salonundan çıkışta bir öğrenciye akşam karanlığında kar maskeli 6 bölücünün saldısı olmuştu, gerçekten ODTÜ de bölücü yapılanma öğrencileri taciz ve huzursuz etmektedir. Konuyu gündeme getirdiğiniz için teşekkürler..." deniliyor..
Mezunlar derneğine arz ederim...
ODTU Rektörünün açıklması;
Son olarak 4 Aralık Salı akşamı yine 23 Ekim Yürüyüşünün organizasyonunda yer alan arkadaşımıza yapılan saldırının ardından konuyu anasayfaya taşıyan Halka ve Olaylara Tercüman gazetesinin haberi şöyle
'Şehitlere Saygı Yürüyüşü' düzenleyen ODTÜ'lü gençlere saldıran PKK sempatizanlarının dışarda bağlantıları olduğunu belirten ODTÜ Rektörü Akbulut, jandarmayla işbirliği yaptıklarını söyledi
ODTÜ'DE, "Şehitlere Saygı Yürüyüşü"nü organize eden üç öğrencinin birbiri ardına saldırıya uğraması büyük tepki çekti. Olayların ardında terör örgütü PKK yandaşlarının parmağı tartışılırken, ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ural Akbulut, Tercüman'a önemli açıklamalar yaptı. Saldırılarda, dışarıdan gelenlerin de olduğunun belirlendiğini vurgulayan Prof. Akbulut, "Soruşturma başlattık. Fiziksel saldırıya kalkışanlar en ağır cezayı alır. Jandarma ile işbirliği halinde çalışmalarımız sürüyor. Hassasiyetlerimizi kullanarak üniversitelerin karıştırılmasına müsaade etmeyiz" dedi.
"Dışarıdan hazırlıklı geldiler"
Üç olayda da saldırıya uğrayan öğrencilerin "Şehitlere Saygı Yürüyüşü"nde en ön safta yer alan isimler olduğunu hatırlatan Prof. Akbulut, "Bu da öğrencilerimizin aklına terör örgütü yandaşlarının saldırısı olabileceğini getirdi. Ancak bunlar şu aşamada birer öngörü. Saldırılar konusundaki soruşturmalar devam ediyor" dedi.
İlk olayda, bir öğrencinin yurtta, yüzü kapalı bir grubun saldırısına uğradığını, bazı şüphelilerin bulunduğunu ve kimlikleri belirleme çalışmalarının devam ettiğini belirten Prof. Akbulut, Jandarma ve diğer güvenlik güçlerinin araştırmalarını sürdürdüğünü vurguladı.
İkinci olayda, kafeteryadan yurda giden bir öğrencinin tartaklandığını belirten Rektör Akbulut, son olayda ise yine kafeteryaya giden bir öğrencinin yolda saldırıya uğradığını bildirdi. Özellikle son saldırıda, görgü şahitlerinin olduğunu ve 9 kişinin gözaltına alındığı bilgisini veren Akbulut, "Jandarma gereken çalışmayı yaptı, savcılık da zanlıların ifadelerini aldı. Tutuksuz yargılama yapılacağı belirtildi. Aldığımız bilgiye göre, dışarıdan gelen bazı kişiler de bu saldırılara karışmış. Özellikle tel örgüleri aşarak girenlerin olduğu belirlendi. Üniversitemiz 45 bin dönüm arazi üzerine kurulu. Tüm bölgelerde güvenlik önlemleri artırıldı" dedi.
"En ağır cezalar verilir"
Jandarma Alay Komutanlığı ile görüşülerek gerekli önlemlerin alındığını ve devriye sayısının artırıldığını vurgulayan Prof. Akbulut, "Öğrencilerin bulunduğu yerlerde ve yurtlarda 24 saat devriye var. Güvenlik görevlilerimizin sayısını artırdık. Hava kararınca ekstra devriyeler de görev yapıyor. Şüpheli gruplar sürekli kontrol ediliyor. Önlemler arttıktan sonra herhangi bir olay olmadı. Kampüsümüz güvenli ve sükun var. Herhangi bir sıkıntı yok" ifadesini kullandı.
"Üniversitemizde her türlü görüş söylenebiliyor; ancak tek tolere edemeyeceğimiz şey fiziksel saldırıdır. Gerekli soruşturmalar sonucu suçlu olanlara en ağır cezalar verilir. Güvenlik güçleriyle işbirliği halindeyiz. Hukuki olarak da gerekenler yapılıyor. Kim ki bir tek öğrencimize fiske vurur, biz onu affedemeyiz. Son olayların dışarıdan bağlantılı olması nedeniyle her türlü önlem alındı" ifadesini kullanan Prof. Akbulut, şu mesajları verdi: "Üniversiteler hassas yerlerdir. Genç insanların olaylar karşısında ani tepki vermesinden yararlanmak isteyenler her dönem olmuştur. Çünkü geçmişte üniversiteler karışınca, ülkeyi karıştırmak kolay olmuştur. Bugün Türkiye'deki gergin ortam, komşu ülkelerde yaşananlar nedeniyle üniversiteler yine belli çevrelerin hedefinde olabilir. Ancak, bizler bunlara müsaade etmeyiz."
Hakkı KURBAN / ANKARA
08.12.2007