YAZARLAR
Mustafa Altay Sönmez
ODTÜ'nün Büyük 23 Ekim Yürüyüşü | ODTÜ'nün Büyük 23 Ekim Yürüyüşü |
|
|
|
| Yazan Mustafa Altay Sönmez | ||||||||||
| Cumartesi, 24 Kasım 2007 | ||||||||||
|
ODTÜ'nün Büyük 23 Ekim Yürüyüşü
Neden Yürüdük?
23 Ekim 2007 Salı günü binlerce ODTÜ'lü omuz omuza ODTÜ’nün bir ucundan öbür ucuna yürüdük. Yürüyüş, şehitlerimize namus borcumuzdu; ODTÜ'lülerin teröre karşı duruşunu gösterdiğimiz, ülkemizin bölünmez bütünlüğü ve bizim güvenliğimiz için canlarını feda eden şehitlerimize sahip çıktığımız, "Şehidim Hakkını Helal Et Bize!" diyerek onlardan helallik istediğimiz ve hep gururla anacağımız bir eylemdi. Yürüyüşün bir başka anlamı daha vardı, bu ülkemizin genel sorunlarından çok bağımsız olmayan, ancak birçok açıdan ODTÜ'ye özgü bir durumun yansımasıydı. ODTÜ, 23 Ekim Salı gününe kadar -21 Ekim yurtlar bölgesi yürüyüşünü de unutmaksızın-, birtakım grupların ODTÜ'deki tüm siyasal alanı temsil ettikleri iddiası ile hareket ettikleri, genel ODTÜ kitlesinin, yani sessiz çoğunluğun ise siyaseten duyarsız ve ülke sorunlarına ilgisiz görüldükleri bir üniversiteydi. 23 Ekim'de yaşananlar; yaklaşık 5000 ODTÜ'lünün Hazırlık Binası önünden Yurtlar Bölgesine kadar bir buçuk saat süren yürüyüşü ve eylemi, genel ODTÜ kitlesinin ülkesinin bağımsızlığı ve milletinin bölünmez bütünlüğü için sorumluluk almaya hazır olduğunu göstermiştir. Bu sorumluluk duygusunun da pek çoklarının sandığı gibi baskıcı ve ırkçı bir nitelik göstermeyeceği, yürüyüşe katılanların sağduyusundan, yürüyüş boyunca gösterdikleri vakur davranıştan ve demokratik tutumdan anlaşılmıştır.
Yürüyüşün Riskleri Nelerdi? Peki, bu yürüyüşün riskleri yok muydu? Evet, vardı. Birinci risk eylemin herhangi bir siyasal organizasyonun tekeline girmesi riskiydi. Bu, yürüyüşün tüm ODTÜ'lülerce sahiplenilmemesi anlamına gelirdi ki, istenilen mesajın verilmesi açısından omuz omuza, dayanışma içinde yürümemize engel olurdu. Ancak, yürüyüşü örgütleyenlerin çok geniş bir kesime yayılması ve hiçbir konuda kendi siyasal görüşlerini dayatmama duyarlılığını göstermeleri sayesinde 23 Ekim Yürüyüşü, katılan herkesin hayatı boyunca unutamayacağı bir dayanışma ve birliktelik ruhu içinde gerçekleşti (Yürüyüşe büyük destekleri için Azerbaycanlı kardeşlerimize de teşekkür borçluyuz..)
Bir diğer risk, yürüyüşün birtakım gruplar tarafından kışkırtılması, provoke edilmesi riskiydi. Emin olun, bu gruplar yürüyüşün çok büyük bir katılımla yapılmasına engel olmak için “sloganları ortaklaştıralım” önerisinden, üstü kapalı ya da açık tehditlere -herkes değil kuşkusuz ama birkaç kişi bu yola da saptı- her yolu denediler. Gazete ODTÜLÜ'deki “Korkulan Olmadı” başlıklı haberde bu durum çarpıtılarak şöyle verilmiştir: "farklı üniversitelerden geldiği iddia edilen öğrencilerin şehit anması amacıyla oraya gelen kitleyi yönlendirmeye çalışarak, ayrılıkçı sloganlar attırması sonrası eylem "halkaların kardeş olduğu" vurgusu üzerinde ortaklaştırılamadı." Oysa eylem tümüyle ODTÜ'lülerin denetimi altındaydı, ayrılıkçı sloganlar atılmadı, bu sloganların atılması olasılığına karşı eylemin organizasyonunda sorumluluk alanlar gerekli önlemleri yerine getirdi. ODTÜ'lülerin sağduyusu ve çok büyük katılımı sayesinde ise ciddi hiçbir bir taşkınlık, provokasyon yaşanmadı. Eylemin ortaklaştırılması gibi bir sorun ise hiçbir zaman var olmamıştır. Samimi olarak terörü kınayan herkes bu eylemin içinde zaten istediği gibi yer alabilirdi. "Türk-Kürt Kardeştir, Amerika/PKK Kalleştir!" sloganı etrafında 5000 kişi ortaklaşabildiğine göre, bu slogan etrafında ortaklaşamayan kişilerin, eylemi değil de kendilerini sorgulamaları daha yerinde olur.
Gazete ODTÜLÜ'nün Tavrı Yeri geldiği için burada Gazete ODTÜLÜ’nün eyleme yönelik tavrını da biraz açmamız gerekiyor. Benim yazım taraflı bir yazıdır. Çünkü ben eylemimde ve düşüncemde tarafım. Ancak habercilik objektif olmayı gerektirir. Gazete ODTÜLÜ “Korkulan Olmadı” başlıklı haberi ile habercilikteki tarafsızlık sınavını geçememiştir. Yukarıda bir örneğini verdiğim yanlış bilgilendirmeler bir yana, Gazete ODTÜLÜ’ de eylemle ilgili çıkan haberin en büyük manipülasyonu, ODTÜ tarihinde belki de bir ilk olan bu eylemi, başlığından, fotoğraflarına ve içeriğine kadar bu eyleme karşı çıkanların penceresinden ele almış olmasıdır. Öyle görülmektedir ki haberi hazırlayanlar için haberin tek başına fazla bir değeri yoktur, bu değer daha çok karşıt tarafın kaygılarına ve eyleme yönelik tavrına göre belirlenmektedir. Bu noktada, Gazete ODTÜLÜ açısından haberin olumsuz etkilerini azaltan ve bilgi kirliliğini dizginleyen bir unsur Gazete ODTÜLÜ'nün Genel Yayın Yönetmeni Volkan Ertit’in konuyla ilgili yazısı olmuştur. http://www.gazeteodtulu.com/yazilar.php?id=360 Ayrıca gazeteye 23 Ekim Yürüyüşüyle ilgili olarak benim de bir yazı vermeme fırsat tanınması, Gazete ODTÜLÜ’nün, haberin içeriğindeki taraf olma durumunu genel bir tavır olarak benimsemediğini ve objektiflik adına birtakım güçlü önlemler aldığını göstermektedir. Öte yandan, 23 Ekim 2007 Salı günü binlerce öğrencisiyle şehitleri için yürüyen ODTÜ'de bir gerçeği açıklığa kavuşturmalıyız: artık hiç kimsenin yaptığı yanlış bilgilendirmeler bu yürüyüşün içeriğine ve yöntemine dair kuşkulara yol açamaz; çünkü 23 Ekim'de bizzat ODTÜ alandaydı, herkes yaşananları gördü, herkes tanıklık etti. Bu yönüyle, tüm ODTÜ’nün tanıklığında yürüyüşümüzün gerçekleri, yanlış bilgilendirmelerle değiştirilemeyecek ölçüde açıktır.
Yürüyüş, ODTÜ ve Ülkemiz Tarihine Geçmiştir. Yürüyüşte bir basın açıklaması değil, hep bir ağızdan Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi'ni okuduk. İstiklal Marşı, milli bağımsızlığımızın simgesi ise Gençliğe Hitabe de bizim andımız, yol göstericimizdir. Gençliği Hitabe'yi Fizik Bölümü'nün önündeki anıtın üstünden ben okuttum. Yürüyüşün belki de önceden düşünülmemiş tek kısmı burasıydı; gençliğe hitabeyi Üçlü Amfi'nin önündeki merdivenlerin ya da getirdiğimiz bir masanın üstüne çıkarak okutacaktık. Oysa Fizik Bölümü'nün önüne yaklaşırken, yürüyüşe katılanların sayısı o kadar arttı ki, bu kitlenin Fizik Bölümü önündeki geniş çim alanı doldurması gerektiğini düşündük. Bizim anıtın üstündeyken gördüğümüz olağanüstü manzaranın fotoğrafları ODTÜ Tarihine ve dolayısıyla ülkemizin tarihine kazınmıştır artık. Yürüyüşün bir başka özelliği de öğrenci insiyatifiyle yapılmış olmasıdır. Bildiğiniz gibi pek çok üniversitede “Teröre Lanet Yürüyüşleri” rektörlükler ya da öğrenci konseyleri tarafından resmi olarak organize edilmektedir. ODTÜ'de ise ODTÜ Avrasya Topluluğu ile ODTÜ Bilim ve Ütopya Toplulukları'nın, yürüyüşün izinli olmasının yukarıda bir kısmını tartıştığımız riskleri azaltacağı düşüncesiyle Rektörlük'e bir izin talebi girişimi olmuş ancak bu zaman darlığı nedeniyle sonuçlandırılamamıştır. Sonuç olarak, herhangi bir izin alınmadan, ODTÜ'lüler üniversite içindeki demokratik haklarına dayanarak yürüyüşü gerçekleştirmişlerdir. Yürüyüşün tüm aşamalarında öğrencilerin karar alıcı ve uygulayıcı noktada bulunmaları yürüyüşün önemini artırmıştır.
Yürüyüş ve Sonrası Şimdi, yukarıda anlattıklarım eylemin içeriğine ve yöntemine dair hemen herkesin katılacağını bildiğim görüşlerdir, yazımın bundan sonraki kısmında ise daha kişisel görüşlerimle birkaç noktayı tartışmaya açmak istiyorum. Birincisi, bazıları inatla kendilerine ait bir “sol” ve “devrimci” düşünce çerçevesi çizmekteler ve onların görüşüne göre 23 Ekim'deki büyük yürüyüşün ardından ODTÜ'de sol bitmiştir ya da büyük darbe almıştır. Yürüyüşün herhangi bir siyasi görüşü temsil etmediği sağ-sol demeden binlerce ODTÜ'lünün ortak bir amaç için birleştiği herkes tarafından görüldü. Diğer bir deyişle, yürüyüşte ve yürüyüşün organizasyonunda toplumcu-sol düşüncenin farklı kesitlerini temsil eden birçok insan da mevcuttu ve bu insanların sayısı yürüyüşe karşı çıkan grupların sayısından kat ve kat daha fazlaydı. Aksi de düşünülemezdi, çünkü bizim milliyetçliliğimiz ayrımcı değil bütünleştiricidir, ulusal dilin ve kültürün savunusunu yapmaya yönelik ırkçı olmayan bir milliyetçiliktir ve bunların hepsinden daha önemlisi emperyalist güçlere karşı kesin zafer kazanılabilmesi için milletin mücadele azminin ne büyük bir güç olduğunun farkındadır. Bu Attila İlhan, Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı gibi aydınların yazılarından ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinden yola çıkan bir milliyetçiliktir. Bu milliyetçilik tersanelerimizin, fabrikalarımızın, sanayimizin özelleştirilip yabancı odaklara satışına karşı çıkmakla, emeğin en yüce değer olduğunun bilincinde olmakla, ya da bölüşüm ilişkilerinin hakça yeniden tanziminin gerektiğini savunmakla da çelişmez. İkincisi,23 Ekim salı günü ODTÜ faşizmi değil, ülkemizin ve insanlığın sorunlarının çözümünde sorumluluk almaya hazır bir gençliği kucaklamıştır. Bu sarsıntı altında yolunu kaybeden, yanlış yollara sapan bireyler çıkabilir, ancak esas kitle Mustafa Kemal Atatürk'ün ülkemiz için çizdiği yolun peşinden gitmek gerekliliğini her geçen gün daha iyi kavrayan bireylerden oluşmaktadır. Ve bu kitle kimsenin ağzını kapamak, afişlerini yırtmak ya da eylemlerine engel olmak niyetinde değildir, bu kitle terör son bulsun, “Ya İstiklal Ya Ölüm!” çağrısıyla Türkiye emperyalizmin tüm kıskaçlarından ve bağımlılıklarından kurtulsun derdindedir. Ve yine bu kitle kimsenin saçına, küpesine, el ele tutuşmasına karışmaz, çünkü bizzat o kitlenin içinde de vardır yüzlerce küpeli, uzun saçlı, el ele tutuşan… Ve artık açıkça söylemeliyiz ki biz o herkesin duyarsız, apolitik olmakla suçladığı 80 sonrası kuşağı değiliz. Biz yeni bir kuşağız; bizim çocukluğumuz terör saldırılarının her gün onlarca can aldığı günlerde geçti, biz milli davamız Kıbrıs'ın birtakım kimselerin çıkarları uğruna feda edildiğini, ülkemizin Avrupa Birliği kapısında türlü aşağılamalara uğradığını ve kimsenin buna ciddi bir ses çıkaramadığını, tarihimizin asılsız iddialarla lanetlendiğini izledik. Biz Irak'ın işgalini ve masum insanların katledilişini, ABD önderliğindeki yayılmacı ve sömürgeci tehdidin sınırımıza kadar dayandığını gördük. Bugünkü tepkimizde ve duyarlılığımızda bütün bu kötü gidişata karşı yeni bir gençlik kuşağının Türkiye'nin geleceğine yön verme iddiası da vardır. Yürüyüşe katılan herkes bu düşüncelere katılır demiyorum, ancak benim gördüğüm ve bildiğim odur ki; bugün Şehitleri için yürüyen ODTÜ, ülkemizin gelecek iktidarlarında söz sahibi olup, bu iktidarlara 23 Ekim'in duyarlılıklarını taşıyacak ve Gençliğe Hitabe'de ona, Mustafa Kemal Atatürk tarafından verilen görevleri en büyük azim ve kararlılıkla yerine getirecek olan ODTÜ'dür. Ve son söz; Ben, okuldaki son senemde, bu ODTÜ'nün bir parçası olmaktan dolayı gurur duyuyorum! Mustafa Altay S. Not: Bu yazı daha önce www.gazeteodtulu.com sitesinde yayınlanmıştır
Favori olarak ekle (27) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 848
|
||||||||||
| Son Güncelleme ( Cumartesi, 31 Mayıs 2008 ) | ||||||||||
| ODTÜ davasında tahliye çıkmadı Serkan Özkan 09-11-09 04:08 |
| Cvp:POSTALLA GELDİ İSYANLA GİDECEK Süleyman Sarı 05-11-09 03:40 |
| POSTALLA GELDİ İSYANLA GİDECEK Serkan Özkan 04-11-09 03:53 |
| Olay yok |
![]() |
|
![]() |
|
![]() |
|
![]() |
|
| « | < | Şubat 2012 | > | » |
| P | S | Ç | P | C | C | P |
| 30 | 31 | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 |
| 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 |
| 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 |
| 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 |
| 27 | 28 | 29 | 1 | 2 | 3 | 4 |
| ODTÜ'lü Öğrencilerden Kardeş O... |
| siz erzurum/şenkaya gelmiştiniz ben bütün ablalarıma ve abi... |
| 16/03/11 23:05 |
| Devamını oku |
| Yorumlayan mertcan bülbül |
| DEVRİMCİLİK VE DEVRİMCİLER |
| yayın organlarından bulduğunuz kulaktan dolma bilgilerle bur... |
| 07/11/10 13:53 |
| Devamını oku |
| Yorumlayan hackeer |
| İade-i İtibar |
| thyo hakkında okuduğun kitapların gerçek olduğunu varsayarak... |
| 03/10/10 03:15 |
| Devamını oku |
| Yorumlayan EFEKAN DEMİR |
| BENİM OĞLAN Bİ TANE VURMUŞ |
| Igrenc bir olay. Babanin ve oglun kalitesi ortada. Gericilik... |
| 22/09/10 18:10 |
| Devamını oku |
| Yorumlayan Akif Armagan |
| 199 kayıtlı üye |
| 0 bugün |
| 0 dün |
| 0 bu hafta |
| 0 bu ay |
| En son üye: |
Sevoo |