İlkokula başlayınca ilk önce çizgi çizmemiz öğretilir. Düz, eğik, yan… daha sonra çizgileri birleştirerek harfler yazmaya başlanır. İki eğik çizgi arasına bir kısa çizgi koyarak A ile başlarsın hayata. Her şeyin ilkler kadar kolay olacağını sanırsın ama bir de sonlar vardır hayatta. Onlar da çizgilerden ibarettir aslında aynı Z gibi. Ama bu sefer çizgiler daha değişik ve birleştirmesi daha güçtür. Lakin hepsi çizgiden oluşur özünde.
Çizgiler yalnızca harflerin değil hayatımızın şekillerini de belirler. Belki de hayatın temelinde yatan şey çizgilerin ürünü olan sınırlar olduğu için ve öğretmen de hayatı öğretme yükümlülüğünü taşıdığı için önce çizgi çizmeyi öğretir öncesine. Çünkü ileride karşılaşacağı tek şey çizgilerin ürünü olan sınırlar olacaktır. Dünyayı öğrenmeye başlayacaktır, gördüğü şey çizgilerin ürünü olan sınırlar olur. Daha sonra tek bir kıta içindeki ülkeler arasındaki sınırları görür insan. Ülkeye baktığında bölgelerin, illerin, ilçelerin, hep ayrı olduğunu hep sınırlandığını görür. Her şeye bir sınır çizilmiştir. Ama bu sınırların geçilebildiği durumların da mevcut olduğu öğretilir insana aynı İ’de olduğu gibi. Küçücük bir nokta sınırı geçebilir bazen, çizginin ötesine taşar. Bu küçük nokta bazen bir yolculuk olur kıtaları aşan, bazen bir mail ülkeleri geçen, bazen de bölgelerin sınırlarını kıran bir mektup. Her daim olmasa da sınırların geçilebildiği bilinir. Ama ya B’ler, P’ler, E’ler in kaderi? Küçücük bir noktanın bile sınır geçmesine izin vermeyecek kadar katı olanlar ne olacaktır? İşte onların kaderi yüreklerdeki sınırlardadır. Her seferinde vatan millet türküsü söyleyen bir Türk’ün Kürd’e bakışı olur bazen bu sınır, kimi zaman bir Sünninin Aleviye ya da Alevinin Sünniye kimi zaman da sapına kadar delikanlı olmakla övünen bir gencin bir eşcinsele bakışı olur bu sınırlar. Ama asla giriş vizesi vermez bu sınırlar çünkü ancak mantık ve sevgi ile girilebilecek yürek ve zihinlere çizilmişlerdir. Bu sınırların aşılması yürek ve zihinlere ulaşmaya bağlıdır. Köşeme sınırlar adını vermemin sebebi de amacımın bu sınırlardan içeriye süzülebile bir iki cümle karalamak olması. Yüreklerin ve zihinlerin sınırlandırılmadığı bir dünyada yaşamanın mutluluğuna erişmek dileğiyle…