Milliyetçilik nedir? En kısa ifade ile milletini sevmek ve vatandaşı olduğu ülkenin refah seviyesini artırmak için çalışmaktır. Bir ülkede yaşayan vatandaşların çok büyük bir bölümü milletini sever ve ülkesinin refah seviyesinin artmasını ister ve bunun için çalışır. Bu duruma göre vatandaşların büyük bir bölümünü milliyetçi olarak nitelendirmek yanlış olmaz. Milliyetçilik,fakat nasıl bir milliyetçilik? Son günlerde, değişen dünya şartlarına göre milliyetçi düşünürlerin üzerinde durduğu bir kavramı sizlerle paylaşmak istiyorum ve kişisel penceremden bu kavramdan ne anladığımı ifade etmek istiyorum. Demokratik - Milliyetçilik, milletini sevmek ve ülkesinin refah seviyesini artırmak gayesi gütmenin yanı sıra bireyi merkeze yerleştiren ve ülkenin bireyden aileye, aileden topluma, toplumdan devlete topkeyün bir kalkınma esasına dayanan milliyetçilikanlayışıdır. Birey merkezli olan bu milliyetçilik anlayışının iki temel prensibi olmalıdır. Birinci prensibimiz ahlak prensibidir. Bir toplumda insanların birbirlerini incitmeden birbirlerine zarar vermeyecek şekilde hareketlerini tanzim etmelerini sağlayan kuralların toplamı ahlakı meydana getirir. Gençleri alkole, uyuşturucuya bağımlı olmuş, fuhşiyatın, kumarın yaygın olduğu, yalanın, rüşvetin, yolsuzluğun kol gezdiği bir toplumda ahlak çökmüş demektir. Bu tür toplumlar kültür emperyalizmine karşı dirençlerini de yitirmiş ve tarih sahnesinden silinmeye yüz tutmuş toplumlardır. Ahlakı çökmüş birey ve toplum mutlu olamaz, böyle bir toplum kalkınamaz, böyle bir toplum yüksek düşünceler, kutsal inançlar uğruna fedakarlık ve feragat gösteremez. Bunun sonucunda ise bireyden aileye, aileden topluma, toplumdan da devlete çöküş ve gerileme kaçınılmaz olur. Bunun için Demokratik-Milliyetçilik anlayışının 1. dayanağı olarak Ahlakı işaret etmek istedim. Ahlaklı bir toplum sağlanamadıkça, toplumumuzun kalkınması ve toplum içerisindeki haksızlıkların önlenmesi, kişilerin ve toplumun mutluluğunun sağlanması mümkün olmaz. Ahlak derken her şeyden önce milletimizin dini olan İslam inançlarını ve evrensel değerleri bunun başlıca kaynağı olarak almalıyız. İkinci prensibimiz demokrasidir ve doğru bir milliyetçilik anlayışında vazgeçilmez unsurlardan biridir. Bir başka şekilde ifade etmek istersek milliyetçi olduğunu dile getiren birisinin demokrasiye inanması şarttır. Uğruna çalıştığını ve karşılıksız sevdiğini iddia ettiği ve mensubu olduğu milletinin kendi kendini yönetme iradesine karşı gelmek hiçbir şekilde milliyetçilik anlayışı ile bağdaşmaz aksine büyük bir çelişki ifade eder. Milliyetçiler, Millet egemenliğinin sembolü olan ‘Demokratik Milliyetçiliği’, devletin ve devlet kuruluşlarının hakim felsefesi yapmak için mücadele etmelidir, toplumuna saygı duymayan, onun demokratik, hızlı kalkınma fikrine inanmayan ideolojilere karşı durmalıdır. Bu münasebetle, insanlığı ebedi kölelik ve esaret zincirleriyle bağlamak isteyen komünizme, onun takma adı olan sosyalizme, sahte sosyal demokrasilere inanmıyoruz. Sosyalizmin, insanları mutlu, milletleri özgür yaptığı, toplumları kalkındırdığı görülmemiştir. Sosyalizmin demokrasiyle bağdaşması mümkün değildir. Çünkü demokrasi, tartışma, muhalefet ve çok partili rejime dayanır. Oysa sosyalizm, sahte bir işçi sınıfçılığı uğruna, muhalefeti ezmeyi, tek parti düzenini getirmeyi, ülkeyi komünist partisi üyelerinin çiftliği yapmayı amaçlar. Dünyada hem sosyalist, hem de demokratik bir ülke görülmemiştir. Bütün bunlara karşılık demokratik-milliyetçiliği Ülkemiz için bir çıkış yolu olarak görüyorum. Milliyeçiler, . MİLLİ DEVLET - GÜÇLÜ İKTİDAR ilkesine uygun olarak, köylümüzü, işçimizi, esnafımızı, memur ve işverenimizi, milli menfaatler etrafında bütünleştirmelidir. . Milletlerin kuvvet kaynağını teşkil eden toplumları kalkındıran unsurları, yüksek ahlaki değerler ve demokratik-milliyetçilik olarak göstermek mümkündür. Ülkemizin hedeflenen muasır medeniyetlerinde üzerine çıkarma ülküsü ancak kalbinde iman, kafasında ilim sahibi olan yüksek ahlaka sahip kişiler tarafından başarılabilir. Bunun yanı sıra kesintiye uğramamış bir demokrasi de ülkemizin kalkınması için vazgeçilmez unsurlardan biridir.
Devlet yönetiminde bulunanların, toplumumuzun genel ahlakını korumak için acil bir eylem planı hazırlaması muhakkaktır. Zira, ülkemizde yadsınamaz bir ahlaki yozlaşma vardır. Televizyonlarda oynatılan dizilerin büyük bölümü, pop-star türü yarışmalar, magazin programları hiçbir şekilde toplumumuzun genel ahlakı ile bağdaşmamaktadır. İktidarı elinde bulunduranların radikal kararlarla, bu tür yayınlara son vermeleri gerekmektedir. Bunun yanı sıra demokrasimizin daha da güçlendirilmesi gerekmektedir. Bu doğrultu da ilk olarak %10 ülke barajı yetkililer tarafından gözden geçirilmeli ve bu rakam %5-6ya çekilmelidir. Millet egemenliğinin sembolü olan T.B.M.M nin üzerinde hiçbir kurum olmamalıdır. Silahlı kuvvetlerimiz siyasete müdahale etmemelidir. Devletimizde Kurumlararası mutabak bir an önce sağlanmalıdır.
Ülkemiz, küreselleşen dünyada, kültür emperyalizminin had safaya ulaştığı bir coğrafya da bulmaktadır. Bu coğrafyada ayakta kalabilmek, emperyalizmin çarklarına girmemek için, milli değerlerimizi korumamız ve milli kültürümüze sımsıkı sarılmamız gerekmektedir. Emperyalizme karşı direnişin en kutsal kalesi Milliyetçiliktir. Milliyetçiliğimizi, sağlam bir demokrasi anlayışı ile bütünleştirdiğimiz ve Toplumumuzu yüksek bir ahlak anlayışı ile donattığımız zamanBireyden- aileye, aileden-topluma, toplumdan- devlete, topyekün kalkınmayı gerçekleştirebiliriz.